28 Temmuz 2009 Salı

Tatil Afrodizması 3

Tatilin ikinci günü bir gün öncesi gecesinden eşek gibi uyuduğumuz için çok dinç ve dinlenmiş kalktık. Kahvaltı fena değildi, bildiğimiz klasik şeyler vardı. Yedik içtik, hava çok sıcak olduğu için ben direkt sahile inmek istemedim. Odaya geçip bir duş alıp tv izlemeye başladım. Haftaiçi tv izlemeyi özlemişim. Showtv'de Cennet Mahallesi'nin bilmem kaç yıl önceki tekrarları vardı, ona baktım. Nalanımı özgür bıraktım, biraz sahilde sosyalleşsin diye. Ama nerde?? Öğleden sonra yanına gittiğimde tek başına asosyalleşmiş kitap okuyordu. Şöyle etrafa bakındık falan anam her yer çift ve çoluklu çocuklu insan dolu. Moralimiz bozulmadı desem yalan olur tabi. Biz de anın tadını çıkaralım dedik daha ne yapacaktık ki... Ye iç yat şeklinde sahilde takıldıktan sonra odaya döndük. Dünkü güzel yemekleri düşününce iştahımız iyice çoşmuştu. Salatalardan alırken Nalanım -Aa İtalyan salatası tarzı bir şeyler yapmışlar salam kaşar bol bol al gülüm midemize kaşar girsin- diyerek kaşıkladı salatadan. Ben de bol miktarda kaşar doldurdum tabağa. Neyse oturduk bir kaç fotograf çekilmeyi de ihmal etmedik tabi. İtalyan salatanın kaşarlarından daldırdığım gibi çatalı kusacak gibi olmam bir oldu. Şöyle dikkatlice baktım .Mideme gönderdiğim kaşar muamelesi yaptığım şey de meğerse yumurtanın beyazıymış. Midem kalktı. Yumurtadan nefret ederim, hele beyazından hiç hazetmem. Hal böyleyken soğuk soğuk o yumurtanın beyazından yemek tüm iştahı kaçırdı, tabii Nalan'nında. Biz tıkandık.. Salatanın yanındaki pilavdan ve bezelyeden de yiyemedik. Ben mide bulantımı dindirmek için ekmeğe tuz ekip yedim hatta Nalanıma da tavsiye ettim. O da sayemde hayatında ilk defa ekmeği tuza banıp yedi. Sonra o dinlene dinlene yemeğinden yemeye devam etti, ben ise yemeği bıraktım. Hatta bir an önce görevliye tabağı önümden almasını rica ettim. Saat 21.30 gibi otelin eğlencesi başladı .Tatatam karşınızda solist Hülya, Hatice 'miydi yaw. İki hatun çıkıyor en son çıkan köküne kadar fantezi okuyor. İlk çıkan ise fantazi pop tarzı bir şeyler söylüyor. Acayip matrak ve hiperaktif hatun. Bir iki şarkısına tempo bile tutmuşluğumuz var. Bir tanıdık görse Deep Purple konserinden sonra iyi dalga geçerdi diye de düşündük ama çok iyi makaraydı. Sonra şarkılar iyice fantaziye geçince ve benim açlığım iyice ayyuka çıkınca otelden ayrıldık.
Karnım açsa ve canım tatlı istiyorsa imkanlar dahilinde waffle super bir menüdür. Sahilde görmüştüm ,waffle yapan bir yer, oraya doğru yürürken o cafede çalışan görevli bir amca karşıladı bizi, ama ne karşılama! İltifatlar ne isterdiniz efendimler. Tamam eyvallah ,oturduk mekana. Söyledim çeşitleri ,beklemeye başladım. Cafeye oturmadan direkt ayakta bekleyip sipariş verenler benden sonra gelmelerine rağmen aldılar waffelarını ben hala bekliyorum. Geç geldi ama tadı o kadar güzeldi ki telafi etti beklemeyi. Yedikten sonra çıkarken amca sarkar gibi oldu, hemen ciddiyeti elden bırakmamaya karar verip ayrıldık mekandan. Nalanımın meraklı gezginci ruhu bizi güzel bir mekana götürdü. Yer iki katlı cafe üst kat oyun salonu yapmışlar ama bar gibi super manzaralı. Orda Nalan'ı tavlada 5-0 salladım .Benim boğazda hafif bir ağrı olduğu için canım hiç bira neyim içmek istemedi. Türk kahvesi içip bir de zorla Nalan'a fal baktırdım . Sonra biraz daha oturup otele dönüp anında uykuya daldık....

Hiç yorum yok:

Biten ve Bitmeye Ramak Kalan Dostluklar

40'lı yaşlara dayandık be yavrular. Arkadaşlık, dostluk kavramlarına hep  önem vermişimdir hala da veriyorum. Bu zamana kadar çok...