31 Ağustos 2009 Pazartesi

Ey Aşk Nerdesin



Dizinin beni en çok etkileyen yanı, Zeliş'in iki kankası var biri evli yeni çocuğu oldu diğeri aynı apartmanda oturuyorlar bekar.. Kız sevgilisiyle kavga ediyorlar falan ne bileyim bir sürü kötü olay yaşıyor kız arkadaşları hep yanında...
Yani bu durumda her badireyi atlatmak çok kolay olurdu... Ne güzel Hande'ye bir telefon çakıyor tak Hande yanında..
Öyle şeyler dizilerde mi oluyor acep ? Böyle arkadaşlarım olsun çok isterdim...

Terslenen Adamın Kendi Meşrebince İntikamı

Halkın arasına karışmaya gör, hep yeni bir olay hep yeni bir macera... Geçen cuma Fatoş'uma gidiyorum, Bostanlı'ya geldim ki otobüsü kaçırmışım. Saat 21.08. Yeni otobüs 21.30'da kalkacakmış. Beklemeye başladım, yanıma bir tipleme geldi başka bir otobüsü göstererek ne zaman kalkacağını sordu. Bilmiyorum dedim. Bu Evka nereleri oluyor diye sordu -yok oraların yabacısıyım -diyince -İzmir'li değil misiniz -diyerek sohbet giriş cümlesini kurdu. *Yok* dedim -Evka taraflarını bilmiyorum-. Akabinde bomba soruyu sordu. *Peki tek bir soru soracağım evli misiniz bekar mı?*
???????!!!???
Bundan size ne ki diyince bomba bir yorum geldi:* Göründüğünüz kadar zeki değilmişsiniz.*
Nasıl yani abi?
Şimdi böyle abuk bir soruya cevap verseydim zeki mi olacaktım?
Bu soruyu yanıtlamak zeka gösterisi mi?
-Tamam siz çok zekisiniz, harika iyi akşamlar -dedim,
-zeki değilsiniz işte- diyip diyip gitti.

Bu ne cesaret? Havanın kararması bu erkeklere nasıl bir cesaret veriyor ki yalnız gördükleri bir kızla böyle abuk subuk sohbet kurmaya çalışıyorlar, hangi hakla....


Neyse ki Fatoş'la sohbet muhabbet harikaydı . Eylem kızzzz, çatla patla Fatoş bana bir fal baktı ki en az yarım saat sürdü heheeh

27 Ağustos 2009 Perşembe

Biri Bana Ağlayamıyor musun Artık Mı Dedi?



Geçen günlerde şöyle bir dikkat ettim de hiç ağlayamıyordum. Tabi Allah ağlatmasın bu ne biçim serzeniş diyenler olabilir fakat; özellikle kadınlar ara ara hiç bir halt olmadığı halde içlerinden ağlamak gelir ve bu eylem gerçekleşince kendilerini arınmış ve rahatlamış hissederler. Ben bunu yaklaşık 5-6 aydır yaşayamıyordum ki benim hayatımda hiç rastlanmayan bir durum bu. Sonra bu zincir gecen günlerde çözüldü. BU sabah da serviste Bab- ı Esrar'ın sonunu okurken tekrarladı. Serviste olmama rağmen gözyaşlarımı durduramadım ,gören oldu mu bilmiyorum umrumda da değil doğrusu..
Duygusallık güzel bir şey ,bunu yaşamak hissetmek...
Tabi Allah dayanılmaz acılar verip ağlatmasın, böyle şımarıklıktan ağlayalım ağlarsak da....

Başka bir Hayale Giderken Atılan İlk Adım Gibi Bir Şey

Bu da bir hayal...
Ama bu hayalin gerçekleşmesi için önümde uzun, bir o kadar da meşakatli yollar var.
İlk adımı attım ve alt kattaki bilmem kaç yıldır arafta kalmış dişi kökünden çektirdim. Böyle basit bir cümle gibi duran bu eylemde acaba -vazmıgeçseydim ne yapıyorum ben -i sorguladım ,sorgulattı inatçı işte. Sahibine mi çekmiş bilemiyorum ama yarım saat uğraştı doktorum. Acı yoktu iğne olduğum için ama bir an çıkmayacak galiba diye çok korktum. Dişimin 4 katı bütüklüğünde kökü var imiş. Saklayacağım onu bugünlerin anısına.
Dün yazsaydım bu yazıyı acım taze taze +18'lik bir yazı olurdu da acım haffiledi bugün. Eğer yara iğleşirse haftaya tel takılacak hatta bir haftadan daha az süre kaldı..
Hayalim annemin, babamın, kardeşimin( kime çekmiş anlamıyorum ki) ya da sokakta televizyonda gördüğüm o bir sürü insanda olduğu gibi inci dişler... Güzelliğe bir güzellik katma eylemi..
İlerde iyice sıkışıp çürüyecek dişlerin kıçını kurtarma çabası...
Bakalım bu çabaya değecek mi?
Asıl anılar diş teli takılınca başlayacak.. Bakalım neler olacak, ben de merak içindeyim. Al sana hayatta bir değişiklik... Biraz da çirkin olayım canım güzellik başa bela. Hem Allah belki çirkin şansı verir:)

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Otobüste Kıçının Dibine Girmeye Çalışan Lavuklar

Size içimden mütemadiyen *gerizekalı* diyip arada sırada da *aq* diyerek de terbiyemin sınırlarını zorladığınızı biliyor muydunuz?
Niye lan niye?
Otobüs dolu mu ki..Tamam ayakta yolcu var ama eşek kadar körüklü büyük otobüs, en arkaya ilerlemişim. Sen de gelmişsin ne güzel yüzün kapıya doğru dönük, ben de senin arkandanım. Cat diye yüzünü niye bana dönüyorsun benim özel alanıma giriyorsun?
Oradan kurtarıyorum kendimi başka bir lavuk. Bu hele bildiğimiz amca. Hani sizden tarafa gececek kadar dibinize yaklaşırlar ya ve o tarafa bakarlar sürekli yani sizin bulunduğunuz yana işte onlardan biri. Dedim en sonunda -geçecek misiniz?- -Yok hayır- dedi. Ayakta beklediğim koltukta oturan Ankara'lı tiplemeler.. Nedenmiş cep telefonları otobüste kapanıyormuş. Angara'da açığmış. Angaralııı seniii. Koltukta cep telefona bakıyorum ayağına elime koluma çarpamaya çalışmanı anlamadım mı sanıyorsun çakal. Neyse bu salaklara çok kızmadım hatta Ankara şivesi komik bile geldi. Neyse, yer boşaldı oturdum tak yanıma oturdu bu amca, nerdeyse koltuğa otururken benden destek alacak eliyle. Sonra hemen başka birine yer verip kalktım yanından.

Özetle anlamadığım şu: Yer varken niye insanların dibine geliyorsunuz hele ki bu sıcakta?

Off çok sinirlendiim yine, adeta yaşadım o anları....
Hümanizmden çıkardılar beni başka bir insan yaptılar. Tüm yüzerken depoladığım serotoninleri harcattılar..
Neyse,
hepinizin taaaaaaaaaaa diyip bu insanlardan uzak güzel bir haftaya başlamanız dileğiyle....

100 Babam 100

Yeni antrenörüm beni iyi bir yüzücü yapma yolunda emin adımlarla ilerliyor. O neydi lannn!! Tam bir saat on dakika yüzdüm de yetişemedim Musti'ye. Neymiş yeni hedef beyaz evmiş. Beyaz ev de ta anasının gözünde. Bir ara bırakır gibi oldum ama sonradan toparladım kendimi, inat ettim. Nelere inat ediyorum ,hırs ediyorum yarabbi..
Keşke 3 ay takılabilsem Musti'yle çakı gibi olur bünye. Ama işe gitmek mecburen....

21 Ağustos 2009 Cuma

İlaç Gibisin Yavrum...

Dün pilatesin mutsuzluğuna bir de otobüs bekleme eklenince , sinirlerim altüst oldu. Otobüse bindikten sonraki o yarım saatlik yol geçmek bilmedi, sıkıntıdan ölecektim. Bir de sıcak otobüs, paso oflayıp pofladım. İndim otobüsten markete gittim. Daha önce hiç sıraya rastlamadığım markette eşek gibi sıra vardı. Fenalık geçirmek üzereyken sıra bana geldi, aldım alacağımı bir baktım arkamdaki 10 yaşlarında çocuk sigara alıyor. -18 yaşından küçüklere sigara satışı yasaktır.- uyarısını yaparsam orada iyice tartışmaya gireceğim. Kurukta bir sürü insan var. Zaten eve geç kalmışım daha eve gidip duş alıp Fatoş'a gideceğim diye düşünüp vazgeçtim ama nasıl içimde kaldı anlatamam. Bir daha şahit olduğum an affetmem. Ya da markete gittiğimde araya sokuştururum. O da beni gerdi. Marketten çıktım eve yürüyorum bisikletli çocuklar tam dibimden geçince offf diye bir çığlık attığımı hayal meyal hatırlıyorum. Eve gelir gelmez duşa girip kendime geldim...
Saat 22'ye doğru Fatoş'taydım. Mualla Teyze'me bir kez daha geçmiş olsun bu blog aracılığıylan:)

Tam kahve içececeğiz , evde kahve olmadığını fark ettik. Hiç üşenir miyim, sonunda fal bakmak varsa eve gidip kahveyi alıp geri geldim. Sohbet muhabbet superdi. Ay bana çok az vadeye kadar kısmet varmış:)
Hayatım değişiyormuş şalalala :P

Anıl uyuyordu . Uyurken ne kadar da usluydu öyle:)
Fatoş'umu da çok özlemişim. Pozitif enerjim benim. O kadar stresli sinirliydim onun yüzünü görene kadar. Sonrasında hiç bir şey kalmadı. İlaç gibi hatun:)

Allah razı olsun ,ev iş pilates arasında gidip gelen hayatıma bir renk kattı...

Pilates Kursunun Akibeti

Dünkü pilates dersi tam bi saçmalıktı. Tülay Hoca'nın son günü itibariyle yeni gelen hocanın ilk dersine canımcım katılımcı olarak katıldı. Hatun bilmiyorum kalıcı olacak mı da sadece nefes alıp verdirmekten başka bir halt yaptırmadı. İki de mekik çektik o kadar. Ben 5 aydır pilatese geliyorum, belli bir seviyeye gelmişim o ne lannnnn!!
Tülay Hoca Bostanlı'da bir salonda derse başlamış. Sanırım peşinden gideceğim. Balçova'dan evime direk giden bir otobüs vardı ,en geç 21'de evde oluyordum. Bostanlı daha ters bana, ama bu şekilde de pilatese devam edemem. Yeni yeri araştırmaya girişeceğim, bakalım.
Öyle dün dersten dönerken kendimi mutsuz hissettim bu yüzden...
Her güzel şey bir gün sona erer... Ama yenisi başlar.. Hayırlısı...

20 Ağustos 2009 Perşembe

Hele Bir Gel Diyelim mi....






Burç yorumları tamamdır. Yorumda -yeni ayla birlikte yeni gelişmeler, yeni heyecanlar ,yeni kişiler hayatınıza renk katacak diyor. Biraz önce okudum, inanmayanlar Milliyet'in yay ve kova burç yorumlarını okuyabilirler efenim..

Değişiklik yapıyorum yapmaz olur muyum hiç? Mesela saçımı kestirdim . ( Ha ne var bunda demeyin. Beni tanıyanlar bilir, yıllardır saçım belimdedir oysaki şu an omuzlarda. Kendime göre büyük değişim.)

Mesela 3 yıldır bileğime taktığım kendi el emeğim mavi boncuktan bilekliğim dün itibariyle koptu. Hüzünlenmedim desem yalan olur Deep Purple konserini bile görmüş bir bilekliktir o.. Tamam onu da takamayacağım. 10 yıldır taktığım gümüş yüzüklerimi de takmıyorum, yüzük parmağımda olduğu için beni evli sananlar oluyormuş çevredeki tepkilere kulak asıp bir kenara bıraktım onları da...

Hımmm düşünceler..

Change my mind:P

Tamam onları da değiştiriyorum ,yani çabalıyorum en azından allah allah.. Acele yok yavaş yavaş sanki çok kolay da...
Daha olumlu daha az takıntılı daha pozitifim hayata karşı ve sevgi mantalitesini daha çok arzuluyorum gönlümde...

E o zaman?
Nerede diye sorabilirim kanımca.
Kim karşılamak istiyorsa ona gitsin bu soru..
Benim cümlem ise: Hazırım, ben bekliyorum hele bir gel olabilir mesela...


Evet bu olsun şimdilik.
Ya da bir sonbahar aşkı da olabilir yahu. Eylül de aşk güzel olmaz mı hiç...
Tamam Eylül'de gel diyorum o zaman.. Eylül'e şunun şurasında ne kaldı...
Şalalala

Not: Sayın sevgili adayları, fotograflar sizi korkutmasın. Bunlar sadece görsel. Bu adamlarla işim olmaz benim:)

Ahmet Abi'den İlk Telefon

Dün akşam telefon melodimi değiştirme işlemi ile uğraşırken 0430 la başlayan toplamda yedi haneden oluşan telefondan arama gelince bir süre ekrana bakakaldım. Açtım ki Ahmet'miş.
Hayvan ya nasıl özlemişimmmmmmmmmm.
Keyfi yerindeymiş yani askerde ne kadar olabilecekse. Duşta çok sıra bekliyorlarmış. Kaldıkları oda kalabalıkmış. Yemekler fena değilmiş. Kendisi vejeteryan olduğu için ailecek yemek mevzusunda ne yapacak bu çocuk diye düşünmüştük, lakin fast food alabileceği yer de varmış. Yemeklerde de çorba makarna türü şeyler çıktığı için idare ediyormuş. 11 Eylül'de yemin töreni varmış. Çok istiyorum gitmeyi, bakalım nasip...İzmir'li de bayağa varmış.
Sesi iyi geliyordu. Sevindim..
Çok seviyorum onu...............

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Dün akşamdan Pagan Çıkarımı




İlginç tabi ya da dünya küçük cümlesiyle giriş yapabilirim yazıma..

Efenim, dün akşam Kıbrıs şehitlerinde kızlarla bulustuk. Nalan Deniz, Adiloş ve 3 yaşındaki kızı Duru.. Bir şeyler yedikten sonra saydığım bu grupla Opus'a gittik. Dışarda hemen yolun kıyısındaki masaya oturduk.( Rock barda çocukla oturmuşluğum da oldu , keyifliydi:))
Deniz'in fıstık yeme arzusu bizi oraya yönlendirdi de diyebiliriz. Biz efesleri tokuştururken Duru 'da sütüyle bize eşlik etti. Bir ara boş bira şişesini - ben baba oldum- diyerek dikmesine engel olamadık. Hatta -bu yaştaki çocuğa bira şişesini nasıl verirsiniz - diyecek sıkı çocuk hakları savunucusu ya da yeşilaycı bir tip yanımıza gelir, uyarısını yapar diye de korkmadım değil..

Sohbet muhabbet esnasında hatta ben cep telimde kamera çekimi yaptığım sırada yoldan geçen uzun boylu, uzun saçlı, top sakallı ,dar siyah kotlu ve dar bordo badyli ,parmaklarında eşek kadar büyüklükte gümüş yüzükler olan bir tip bana bakaraktan yanımıza yaklaştı ve bana - siz İstanbul'dansınız dedi.
Yok dedim İzmir'deyim. Beni sık sık birilerine benzetirler onlardan biri sandım haliyle. -Yok- dedi -Kamil Koç'tan bilet alıyordunuz ben de oradaydım sıra bekliyordum, İstanbul, Beşiktaş'ta. Üzerinizde mor askılı tişört, siyah kot, siyah çantanızı da çapraz takmıştınız. Saçlarınız da topluydu pagan kadınları gibi-..

Lan hakikaten de doğruydu. Deep Purple konserine giderken Beşiktaş'ta yolda Kamil Koç'u görüp bilet almak için durmuştuk. Ve orda bu adama benzeyen bir tip vardı ve o adamdı zaten. Bu kadar ayrıntıyı doğru olarak nerden bilecekti? Ama önemli olan bu kadar detayı nasıl hatırlayabiliyordu?

Biz tabi toplu halde şok geçirirken adam muhabbete başladı. İzmir'e tatile geldiğinden ve İzmir'in hastası olduğundan , hatta buraya yerleşmeyi düşündüğünden beni kastederek böyle birinin böyle bir tipin zaten asla İstanbullu olamayacağından asla unutulmayacak pagan kadınlarına benzeyen bir tip olduğumdan bahsedip durdu. İzmir'i övdükçe, İstanbul'u yerin dibine soktu iki dakikada.

Pagan tam olarak neydi yaw diye düşünürken herhalde kötü bir şey değildir diyerekten ve de bozuntuya vermeden tüm söylediklerine eyvallahı çektim. Bu esnada ortadaki görüntüyü aktarmam gerekirse, Adiloş Duru'ya lolipop veriyor, Nalan'la Deniz adamı süzüp kafa kafaya vermiş durum değerlendirmesi yapıyorlar, ben adamı dinliyorum, adam duygularında çoştukça çoşuyor. Tabii etraf da bize bakıyor.

Adamın yanındaki arkadaşı sıkıntıdan patlamış bir şekilde yanımıza gelince -arkadaşını bekletme istersen -diyerek kibarca arkadaşa yol verdik...

Tabi o gittikten sonra ünlü kahkalardan gönderdim Alsancak sokaklarına..
Deniz'in yorumu ise gecenin bombası oldu: Büyüksün abi , İstanbul'dan bile büyüksün...

Allah razı olsun ne diyeyim akşam akşam özgüvenimin iyi gazını almıştı.

Bu sabah itibariyle hemen netten paganın ne olduğuna dair küçük bir araştırma yaptım. Sonuç -nası yani lan- şeklindeydi.

Şu şekilde alıntılar yapmam gerekirse:

''Agaclara tapan degil, agaclarla, tum evrenle, hatta gecmis ve gelecekle bir olabildigine inanan insanlardir. dogayi anlamaya ve ona benzemeye calismak vardir ama tek tanrili dinlerdeki tanriya tapma kavramindan farklidir.''

Kaynak : Ekşi Sözlük


Vikipedide ise şu şekilde açıklar: Paganizme inanan kişi.

Paganizm nedir diye baktığımızda:

'' Paganizm , (zaman zaman Türkçe putperestlik sözcüğü de geniş bir şekilde aynı anlamda kullanılır fakat paganizm ve putperestlik farklı anlamları içerir) akide (yani dini esas) anlamında monoteizmden uzak olan ve çok farklı uygulama ve ibadetler içeren dinleri kapsayan geniş bir din bilimleri terimidir. Ayrıca yoğun bir kutsal sembolizm vardır ve bu çoğunda kendisini puta tapım yani daha belirli anlamıyla putperestlik olarak göstermiştir. Paganizm, özellikle İbrahimî Dinler tarafından İbrahimî Dinler dışındaki dinleri tanımlamakta kullanılır.''

Lannnnnnnnnnnnn
putperestlik mi, elhamdülillah müslümanım ben.
Onu gördüğüm yerde kafasını kırabilirim:)

Bu arada fotograflar da Pagan bir grubun Yunanistan'daki ritüelinden bir görüntü imiş.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Yüzdüm Yüzdük Yüzdüler

Haftasonu yazlıktaydım. Boğazım acıyordu hafiften ama cumartesi günü deniz dalgalı da olsa dayanamadım denize girdim. Babamla yaklaşık yarım saat yüzdük. O hasta halimden eser kalmadı adeta. Su tüm negatif enerjimi almıştı. Pazar günü ise deniz; -hasta olduğun halde beni hirçın ve agresif halimle kabul ettin al sana bunun armağanı- der gibi dümdüzdü.( Mubalağa sanatında sınır tanımam:P) Ufak bir dalga bile yoktu. Bu durgunluk, sessizlik beni korkutmadı değil. Acayip tedirgin oldum, sadece kulaç sesi duyuluyordu ama sonradan korkumu yendim, bunda babamın yanımda olması da etkili tabii.

Babam paso hedefler belirleyip yoruldum ben çıkıyorum dediğim zamanda beni ikna etti.Hedeflere doğru yol aldık. Önce birinci duba ,sonra ikinci, sonra kayıklar ve sonra hareket noktamızda görmeye zorlandığımız uzaklıktaki dubaya kadar gittik. Ben geri dönerken aynı kulaç hareketleri ve aynı hızla yüzdüğüm için hiç zorlanmadım. Hiç nefes nefese kalmadım. Toplamda bir saate yakın yüzmüştük.
İnsan kandini daha zinde hissediyor spor neyim yapınca. Denizde laylaylomdan ziyade yüzmeyi herkeslere tavsiye ederim.

Seferihisar Yangını

Haftasonu yazlığa giderken geçen hafta yanan ormanı gördüm, gözlerim doldu anasını satayım. Adı Hatıra Ormanı.... Hiçbir şey kalmamış. Kapkara her yer.. Bu yaz İzmir'deki 3. büyük yangın. Zaten yeşil alandan nasibini alamayan İzmir'in böyle kayıplar yaşaması çok vahim ve üzücü. Son olması dileğiyle...

Tabiyki Unutmadık...

Sabah kalktığımda takvime gözüm iliştiğinde içim bir buruk oldu. 17 Ağustos depreminin 10. yılı. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum, yakınlarının da bu zaman zarfında acılarının azalmasını...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Güle Güle Asker

Ahmet'im bu sabah yola çıktı. Sabah işe giderken vedalaştık. Acayip duygulandım.
Canım kardeşim, çok seviyorum onu...

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Aman Tertip Can Tertip



Kardeşimin askerlik yapacağı yer belli oldu. Kütahya kısa dönem Havacı. Ege bölgesinde kalmasına, kısa dönem yapmasına çok ama çok sevindik. Yemin töreninde onun yanında olup üniforma ile onu görmeyi çok istiyorum.
Hayırlısı ile gidip gelmesi dileğiyle tüm askerlerimizin...

4 Ağustos 2009 Salı

Pilatesten Son Gelişmeler

Pilatese başlayalı 3 ayı geçmiş. Gelişmeler var tabii.. Bir kere 4 ayda aldığım 3 kiloyu verebildim. Eski orjinal kiloma geri döndüm. Karın kaslarım çıktı ve güçsüz olan bacak kaslarım kuvvetlendi. Pilatesin etkilerinin tam anlamıyla görülmesi için totelde 6 ayı geçirmek gerekiyormuş. Şu an ileri boyuta geçerek hareketlerin içinde derin nefes egzersizlerini de yapmaya başladık. Çok zorlanıyorum ,hem nefes al hem hareketleri yap, zaten tam güçlü değil kaslar. Ama zevkli..
Hocamız ayın 15'inde ayrılacakmış:(
Umarım çok onun gibi iyi ve tatlı bir hoca gelir yerine...
İ love pilates....

Değiştir Canım Kaseti



Geçtiğimiz cuma işten eve dönerken komşumuz saçlarımın çok uzadığını söyleyince -yaz bitsin, denizdir güneştir biraz daha yıpransın sonrasında kestireceğim- dedim ama evde aklıma geldi. Hayatımda değişiklik istiyorum neden saçlarımdan başlamıyorum?
Kıvırcık ve gür saçları olanlar beni anlayabilir. Saç stili alternatifleri oldukça sınırlıdır. Ya uzun tutacaksın ya da kısa kestirirsen fön çekeceksin başka alternatifi yok. Her allahın günü fönle uğraşamayacağım, uzun saçı sevdiğim için yaklaşık 14 yıldır saçlarım uzundur.
Bir tek geçen yıl yani 2008 Ocak ayında saçlarımı kısaltmıştım omuzlarımın biraz aşağısındaydı -saç belimde olunca bu boy oldukça kısa geliyor bana- ve hayatım olduğu gibi değişmişti.

Hayatımın değişmesi ve güzel şeylerin olmasını istiyorum dedim ve saçlarımı kısalttırdım. Gerçe işyerinde kimse fark etmedi ama bariz bir karıştan fazla kesildi.
Bir umuttur yaşatan insani, bekliyorum hayat güneşimi:)

Biten ve Bitmeye Ramak Kalan Dostluklar

40'lı yaşlara dayandık be yavrular. Arkadaşlık, dostluk kavramlarına hep  önem vermişimdir hala da veriyorum. Bu zamana kadar çok...