16 Aralık 2008 Salı

Hayallerim...





Hayallerim...

Mesela;

Deep Purple konserini canlı izlemek... ( yıllar önce kaçırdım, çok üzülüyorum, bir daha bu şansım olur mu bilemiyorum:( )

En sevdiğimle hiç bilmediğim bir ülkede hiç bilmediğim sokaklarda dolaşmak ve bir sürü fotoğraflar çekmek...

Siyah , parlament mavisi karışımı Harley Davidson motora sahip olmak ve onunla yolculuk yapmak, güneye en güneye....

Yunuslarla birlikte yüzmek...

Bunlar ilk aklıma gelenler...

Devamı gelecek...

KANCA Rock Band



Grup 2005 yılında İzmir Bornovada kurulmuştur. Kurulumundan itibaren 1 yıl vokalde Serhatla devam edip ardından Yiğitle çalışmaya başlamıştır. 2007 temmuz ayından itibaren Bas gitarda Özgür, gitarda Tuna'nın yerine klavyede Barış ve bas gitarda Egemen gelmiştir. Barış'ın ağustos ayındaki öğretmen atamalarında İstanbula atanması üzerine klavyede Yavuz, grup ile çalışmalarına başlamıştır. Şubat 08'de de Egemen'in ayrılması ile bas gitarda Özgür Bakkaloğlu yerini almıştır.Repertuar rock/hard rock ağırlıklıdır.

KANCA her ;

PAZARTESİ ----- GUARDIAN BAR / BORNOVA - 22:00

ÇARŞAMBA ----- GUARDIAN BAR / BORNOVA - 22:00

CUMA ----- DUNGEON BAR / BORNOVA - 01:30

CUMARTESİ ----- OPUS BAR / ALSANCAK - 23:30

da sahne almaktadır.



Bu adamları seviyorum, özellikle Yiğit'i.... Kancasız bir hayat düşünemiyorum:)

15 Aralık 2008 Pazartesi

Kandırmaca, şaşırtmaca...

Bazen insan rol yapar, gerçek kimliğini saklar şirin gözükür. Karşındakinin istediği gibi...
Öteki taraf biraz yani daha saf olan buna inanır. Sevinir mutlu olur kendine bu kadar benzer biriyle karşılaştığı için..

Her şey netleşir sonra gerçek kimlikler ortaya konur. Aslında ne kadar da farklıdır ilk göründüğünden kendini anlattığından..

Kandırmıştır işte kandırmıştır.. Tabi önce kendini kandırmıştır...

oley oley oley...

Güçlüdür o, yeri geldiğinde lafını esirgemez golunu atar, ve yan gelip keyfine bakar.. Ben de büyüyünce öyle olacağım, en büyük idealim....

Alkış....

Bencillik...

Her insan aslında bencildir. Birini kaybetmekten korkmamızın nedeni bile onun bu dünyadan göçüp gitmesi değil, yalnız kalmaktan kortuğumuz içindir.
Tamam bu insan doğasında var. Ama birini çok severken bu bencilliği yaşatabilmek hangi duyguya girer?

Hangi level insan tipidir bunu uygulayabilen? Duygusuz nasıl yaşabilir insan?

Sonunda yaşacakları şey yalnızlıktır..

Sevgi paylaşmaktır yeri geldiğinde kendinden çok onu düşünmektir.

Sevgi bunu gerektirir, bunu hissettirir ve yaşatır..


Hayatınızda bencil insanlardan uzak kalmanız ve hep hayatı paylaşmaya hazır cömert insanlarla karşılaşmanız dileğiyle...

Aşk ile Mutluluk...



Hep aşık olmak isteriz, bunun hayalini kurarız. Aşk olmazsa hayatımızda büyük bir boşluk varmış, yaşamanın pek de anlamı yokmuş gibi gelir.

Sevgilinin bir gülüşü ile mutlu olmak, dokunuşuyla heyecanlanmak isteriz hep.. Onunla yemek yemek daha bir lezzetli gelir, her zaman oturduğun cafe daha bir canlı, her zaman içtiğin şarap daha başdöndürücü..

Ama..

Her güzel şeyin olduğu gibi aşkın da sonu vardır. Hem de çok çabuk gelir o son...
Hiç yaşamadığın bir duyguyu da peşinde getirmiştir aslında. Arkasına saklamıştır . En beklemediğin zaman çıkartır karşına onu...

Derin acı..Mutsuzluk..

Kalbin açır göz yaşlarını akıtırken.

Aşkı niye isteriz? Mutlu olmak yaşamdan tat almak için..

Oysa ki bize yaşattığı tam anlamıyla mutsuzluktur.
Aşk bitince hayatın anlamı sona erer, ne yediğin yemek yemektir ne içtiğin şarap.. Kimse eğlendirmez seni hiç bir sohbete katılmak istemezsin..

Geçer elbet zamanla izini bırakaraktan..

Bir daha aşkı hiç yaşamamak dileğiyle...

Biten ve Bitmeye Ramak Kalan Dostluklar

40'lı yaşlara dayandık be yavrular. Arkadaşlık, dostluk kavramlarına hep  önem vermişimdir hala da veriyorum. Bu zamana kadar çok...