30 Eylül 2009 Çarşamba

Diş Telinde 2. Ay

Diş teli hikayesinde bir ayı da geride bıraktık. Dün de alt çeneye tel takıldı. Alt sol azıdan bir diş çekilmişti. Onun bittiği yerdeki azı dişe oradan güç alınacağı için metalden bir bant yapıldı. O metal hafif çıkıntı yaptığından tam olarak çiğneme fonsiyonunu gösteremiyorum. Sağ üst azı da yıllar önce kanal tedavisi olmuştu ,o ağrıyor iki haftadır.Ülen acımdan öleceğim. Dün beyaz kağıttan önlük boynumda kuzu kuzu bant takılma işlemini beklerken- ne yapıyorum la ben, burda ne işim var- dedim.
Şu an bile bu metalleri braketleri söküp çıkarmak istiyorum ama her şey için çok geç. Girdik bir yola dönüşü yok. Ne diyim sabır....

İçimdeki Çocuk Sevgisinin Kırılma Anı



Dün belediye otobüsündeki 6 yaşlarındaki kız çocuğuna tahammül eden anneyi tebrik ediyorum. Allah ona göre sabrını veriyor demekki. Önce kendi bedeninden beklenmeyecek desibelle - uykum var benim- diyip durdu. Sonra sürekli -ama ben uyuyacaktım, ama ben eve gidecektim ,şunu al ,bunu ver -diyip bütün otobüsdekilerin beynine girişti. Yazık anne sürekli telkin cümleleriyle -geliyoruz kızım ,az kaldı, eve gideceğiz ,şu oyunu oynarız, bunu yaparız- şeklinde onu sakileştirmeye çalıştıysa da çocuk aynı şımarıklığına devam etti. İçimden neler söyledim neler... Onları yazmayayım, ama etrafımdakilerin de benimle aynı duyguyu paylaştıklarına eminim. Zira herkes ters ters çocuğa bakıyordu.

Allahım bana lütfen çocuk nasip edersen böyle şımarığından verme yarabbim. Ne diyim bugünün duası bu olsun...

29 Eylül 2009 Salı

İlginç Karşılaşmalar

Nasıl bir tipmişim ben de anlamadım arkadaş. Biri İstanbul'da sadece 15 dk durduğum bir otobüs firmasının ofisinde beni görür, İzmir'e gelir,o gün tepeden tırnağa ne giymişim, saçımın çantamın şekli nasılmış eksiksiz sayarak beni İstanbul'da gördüğünü ispat eder. Bknz: Pagan kadını benzetmesi.
Diğeri de denizde sahilde takılmayıp direkt yüzüp çıktığım halde beni gittiğim cafede ta üşenmeyip dışardaki masasından içeriye yanıma gelerek -siz dün denizdeydiniz - diyip yer mekan bildirerek tanıdığını ispatlar.
Hehehe iyi havaya sokuyorsunuz beni, moral oluyor valla, allah razı olsun. Eyvallah:)

Not:1: Saçımı toplayarak dışarda gezdiğimi en yakın arkadaşlarım dahi ya bir ya iki kez görmüşlerdir. İki durumda da saçım topluydu. beni tanımaları ilginç.Çünkü iki hal arasında ciddi fark var.
Not:2 Dünkü tanıdık çok şekerdi.Ona hiç haberi olamasa da burdan selam ederim:)

28 Eylül 2009 Pazartesi

Rüyada Yağmur Görmek

Rüyada Yağmur görmek: Rüyada yağmur görmek daima iyiye yorumlanır. Yağmurda yürümek, sıkıntılarından ve hastalığından sıyrılmak demektir. Bu rüyayı gören kişi İşsizse çok güzel bir iş bulacağına yorumlanır. Para derdi varsa gelecekte para sıkıntısı çekmeyeceğine, aşıksa sevgilisine kavuşacağına yorumlanır.

Her allahın günü rüya görüyorum ve rüyalarım genelde o gün yaşadığım şeylerle ilgili günlük hayattan etkilendiğim şeyler ama neden yaklaşık iki haftadır her rüyamda yağmur yağdığını görüyorum ,bunu anlamıyorum. Her rüyamda yağmur teması var. Hep yağmur yağıyor ya da yağmur başlıyor.. Ne ki acep...Hayırdır inşallah...

İzmir farkı...

Nasıl güzel bir şehirsin sen. Sana bu Eylül'de bir kez daha hayran oldum. Dün güneşlendim, yüzdüm, denizin tadını çıkardım. Harikaydı tek kelimeyle... Eylül'ü seviyorum ama İzmir'de...

Ekşi Yeniden Bağrına Bastı Beni

Girdiğim on tane cillop, tanım entry sinden sonra yine yazar oldum. Seri eksi veren .pndeden de kurtuldum mu her şey daha güzel olacak şalalala:)

Kanca Gecesinden...

Dungeon'daki tadilat ve yenilenme Kanca'nın repertuarına da uğramış, eh iyi de olmuş diyemeyeceğim bir hal almış. Michael Jackson'dan Black or White 'ı çalmaları hadi Michael'ın anısınadır bahanesine sığınabilir fakat Levent Yüksel'den ''Yatağıma gel'' şarksını duyunca nasıl yani demeden kendimizi alamadık. Deep Purple'dan allah rızası için Perfect Stranger'ı çaldılar neyse ki.
Dungeonada böyleyse Opus'ta Kenan Doğulu 'da çalabilirler diyorum.

Neyse kışa doğru öğrenciler de geldi mi ortam daha da kalabalık olacağından eski hallerine döneceklerini hatta daha sert çalacaklarını umut ediyorum ve onları yine de çok sevdiğimi belirtmeden geçemiyorum.

24 Eylül 2009 Perşembe

Sizi Artistler Sizi



Daha önce yarışan renkli yarışmacılardan bir demet oluşturulmuş 5 tane 500.000 lira para ağacıyla yarışmanın son bölümleri şu anda ekranlarda. O değil de benim şu renkli tiplere iki çift lafım olacaktı.
Birincisi Furkan. Ne bilmişsin sen arkadaş, yaşın kaç başın kaç senin? Görmediğin kutu için kesin mavi ya da kırmızı nasıl diyebiliyorsun, müneccim misin? Yarışanlar ve Acun'da buna söz verip duruyorlar sen ne düşünüyorsun ,sen ne hissediyorsun diye o da kendini bir şey sanıp ''yüzde yüz ,kesin'' gibi kelimelerle yorum yapıyor. Ne oldu geçen yarışmacıya kutunda kesin 500bin var dedin adamın kutusundan 200lira çıktı. Bunun istatistliği falan yok. Bu ne çok bilmişlik! Yüzde 50. Yok 1 ve 2 numaralı kutuda mavi çıkmış da 3'te kırmızı kesinmiş. Ha bir siz akıllıydınız bunu hazırlayanlar maldı bunu akıl edemeyecekler. Allahım yarabbim sinirleniyorum yazdıkça.
Bir diğeri Oğuzhan. Dün iyi ki bir doğru hissetti yarışmacının kutusunda 500bin var dedi. ve doğru çıkınca da masaya çıkmalar ben demiştim diye avazı çıktığı gibi bağırmalar. Ne oluyor yahu 50 tane tahmininden biri doğru çıktı diye bu ne taşkınlık. Yaşından başından utan önce.
Emin: En komiği de bu. Kullandığı her cümlede'' format'' kelimesini kullanmasa olmaz. Biri ona -format nedir loo- dese açıklayamaz eminim ki. Geçen Amerika'dan gelen taksici çocuğa- Beni seviyor musun? Amerika'da beni seyrediyor musun, beni seviyorlar mı orda gibi abuk subuk sorular sordu. Sevgi eksikliği hissediyor sanırım. Acun ona sürekli laf sokuyor o da teşekkür ediyor. Ama komik adam.
Kemal: Tribünde misin yoksa televizyonda mı? Bu ne kendini bilmezlik anlamıyorum. Bağıra bağıra konuşmaktan zaten sesi kısılmış. Kendini çok bilmiş havalarda.
Hepsi kumarbaz bunların teklif gelmiş 112bin . bir 200 kalmış bir 500bin. Kutuna git diyorlar. Ha oldu onlara giren çıkan olmuyor ne de olsa.

Hakan ve Ömer'i tutuyorum orda.Tony de komik. Kızlar da çok güzel, akıllı, uslu zaten bir Seda dışında.
Seda iyi kalpli ama belli.
Benim uyuz olduklarım Furkan, Kemal, Oğuzhan.
Ama bunlara söz hakkı verenlerde suç. Ya da yarışma formatı bu. Ne bileyim ben.
Neyse bitiyor yarışma bakalım Acun'un yeni yarışmasında ne ilginç tiplemeler göreceğiz...

23 Eylül 2009 Çarşamba

Bayramda...

Nasıl geçti anlamadım üç günlük tatil. Gayet sakin , huzurlu ve baklavası bol bir bayramdı. Bayram sabahı yazlığa gittiğim gibi annem eliyle açtığı börekleri baklavaları dayadı önüme. Ben de hiç kasmadan yedim de yedim. 2 günde 2 ayda verdiğim kiloyu geri almanın gerçekliğiyle karşılaşmam evde 3 gün şort eşofman takılıp eve dönerken üzerime tam oturan kotu giymemle su yüzüne çıktı. Kot her adımında kasıldıkça kasıldı. Yiyip yiyip kilo almıyorsun diyenlere ya da öyle sananlara kapan niteliğinde bir örnek. Offf şimdi yine uğraş dur o kiloyu vermek için..

Neyse dün denize girdim, nasıl bir güzelliktir yaw nasıl ılık deniz dümdüz tertemiz. O da tam döner ayak tatilin super bir kıyağı oldu.
Sağolun anne baba allah razı olsun ne diyim:)

Cuma Kurtarıcım



Sadece cuma değil, her anımın kurtarıcısı insan. Tek dostum belki de. Kardeşim gibi.. Onu 23 yıldır tanımam , onun gibi birinin benim dostum olması ve beni çok sevdiğini bilmek hayatımındaki en büyük güzelliklerden biri , bir şans.
Sevincimde, üzüntümde, endişemde, heyecanımda, korktuğumda yanımda olacağını, bana yol göstereceği bilmek bana güven veriyor belki de yaşadığım tüm saçma sapan şeylere gögüs germemi sağlıyor.
Cuma günü de aynısını yaptı işte, işyerinde geçirdiğim en zor günümde yanımdaydı . O gün eve gitseydim kendi kendime kurup daha da zarar verecektim kendime... Ama o bana cesaret verdi , güzel bir terapiden geçirdi beni.
Enfes yemekler,balkondaki super manzara ve orada içtiğimiz türk kahvesi ve fal seansımız, içimizde biriktirdiğimiz asabiyet sonucu korkunç bir olaya bile gülmek ve sonrasında ağlamak şeklindeki tepkilerimiz üzerine cila oldu.

Senin de dediğin gibi 'biz birbirimize yeteriz''.
Ailemin hayatımda olması gibi senin de hayatımda olduğunu bilmek bana güç veriyor.
Seni çok seviyorum can dostum...

15 Eylül 2009 Salı

3. Kişinin Merakını Giderme Aksiyonu

Tutturmuş o çok kötü durumda yok bunalımlarda ara yaa onu bir sor nasılmış diye hissediyorum bak o çok iyi biri , ara ne çıkar en azından nasıl olduğunu öğreniriz bence sigara içip içip düşünüyor o...

Bu gazla zaten son günlerde aklımda olan şahsına münhasır tipe mesaj çekmek suretiyle aslında hal-i ruhiyetinin ne kadar iyi olduğunu öğrenmem bana güzel bir kapak olmuştur.
Nasıl olacağdı ha nasıl ?Tabiyki iyi.. o bencil insan kendinin rahatından başka hiç bir şeyi düşünmeyen insan niye bunalımlarda olsun?

Ha bir de hemen kesip attı mesajlaşmayı aman daha ne beklenir ki.
Ne edelim herkes sağ olsun yerinde dursun bu bize yeter...

Ekşi Sözlükteki İlk Çaylaklığım

Way anasını bugünleri de görecekmişiz, ilk karmam olan Sakallı Tavernacı olduğum yetmiyormuş gibi bugün öğrendiğim kadarıyla 24'üne kadar lanetlenmişim:)
İyi iki kez aynı şeyi yazmışım hayır gambazlayacağına bana uyarıda bulunsa gerizekalı. Bak beni bu mübarek günde günaha sokuyor o gambazlayan kimse. Ha seri halinde eksi puanı dayayan .bneyi de anmadan da edemiyorum. Yok kimseyle muhattap olmayacağım bundan sonra, birilerine yüz vermeyince eksiyi basıyorlar anlamıyorum bu kompleksli insanları...

Hayırlısı olsun...

12 Eylül 2009 Cumartesi

Rüyamda...

Efenim bugünkü rüyamda; sınava giriyormuşum bir saatim varmış ve bir sürü soru hangi konu tam hatırlamıyorum ama bir sorunun cevabı için 20 dakika uğraşıyorum, onun da doğruluğundan emin değilim. Diğerlerine bakmaya çalışıyorum konular bana yabancı. Birilerine soruyorum cevabı söylüyor ama anlamıyorum. Tam 15 dk kalmış birileri ses çıkartıyor kızıyorum heyecan stres. Bir kalktım ki rüyaymış.

Stresli olunan durumlarda böyle rüyalar görmek çok normalmiş. Bir yere yetişmeye çalışmak yetişememek, sınava girmek soruları yapamamak...

Off stressiz günler, güzel rüyalar olsun inşallah önümüzdeki dönem..

Ahmet Abi Ankara'da...

Canımcımın dün yemin töreni vardi ve Ankara'ya gitti. Babam asker kıyafetleriyle fotograflarini cekmis, çok yakismiş yahu!!
Havaci askerim benim.
Kardeşim diye mi bilmiyorum -maaşallah da diyeyim -çok yakışıklı kereta. Ben niye bu kadar çirkinim bilmiyorum aynı anne babadan doğduk:)
4 ayı kaldı yavrucanımın.. İnşallah iyidir Ankara'da keyfi...

Cumartesi Çalışmaya Ek Olarak

Servis şöförünün mallığı yüzünden bu yağmurda 30 dakika servis beklediğim yetmiyormuş gibi -neredesin abi- diye aradığımda -biz geldik sen yoktun bekledik seni biz de devam ettik- cümlesine istinaden ta Torbalı'ya üç vesaitle ulaşmam bana güzel bir haftasonuna hoşgeldin hedayesi olmuştur.

Mal mısın arkadaşım? Bana 7.30 a doğru gel diyip 7.15'te gelip 10dk bekleyerek basıp gitmek nedir?
Dur bakalım bunun şikyetini edicem müdürme bir aksiyon alacağını sanmasam da içimde kalmaz en azından...
Neyse boyoz yedim sinirim geçti biraz...

7 Eylül 2009 Pazartesi

Bülent Ortaçgil Konserinden...



Lan ne olmuş bugünkü blog ziyaretçi sayımı görünce şoka girdim 8956. Hayır burç yorumlarını da yazmadım. Var bir haltlar ya hayırlısı...

Biraz geç oldu ama yazayım. Geçtiğimiz perşembe İzmir havagazı fabrikasında Bülent Ortaçgil konserine gittik. Nalan , Deniz ve Sülo. Sülo nerden peydah oldu bilmiyorum ama gelmiş neyse fotograflar çekti işe yaradı bari. Kızlara diş tellerimi gösterdim, -çok gülmesen iyi olur- diye dalga geçtiler benimle. Ben ise inadına patlattım kahkahaları. Zaten abuk subuk şeyler yaşıyorum işyerinde , alkol almıyorum ramazan diye,yemek yiyemiyorum diş telimden e nası rahatlayacağım:)

Konseri en önde çimlerde izledik. Ben çok sevmem Bülent Ortaçgil'i herkes tarafından bilinen şarkılarını biliyorum sadece. Ama kızlarla eğlendik işte. Sonra çiş bastırdı, gittim tuvalete bir baktım deli gibi sıra var. Aradan bir kaç dakika geçince iki tane yer olmasına rağmen birinin hiç ilerlemediğini gördüm, hemen olaya el attım. Neymiş sifon çalışmıyormuş. Dedim -durum çok mu kötü- -bilmem bakmadık -dediler. -Ben bir bakayım- dedim sadece peçeteler var ve sifon çalışmıyor. *Ben girerim buraya* dedim kızlar koptu. Zaten oramı buramı değdirmeden yaparım nerde olursam olayım. Sonra güzelce ellerimi yıkarken kızlar ay ben giremem falan diye aralarında konuştular. Çok da tın.. Deniz'e anlattım ,O da dur ben de oraya girmeye gidiyorum diyip kalktı yerinden..

Fotograflar çekildik saat 23 gibi konser bitti. Her hafta oraya bisikletliler geliyormuş valla en az 50 kişi varlar. Nalan bisiklet hastası, hemen onlarla kaynaşma girişiminde bulunduk. Bir kaç poz çekildik.Deli gibi içmiş bazıları , lan kimse iplemiyor ramazanı... Facebookta sayfaları varmış. Nalan ismini bile sordu çocuğa benim öğrenmek istediğimi de söylemeyi unutmamış:)

Deniz yolda onlarca fotomuzu çekti, bakalım Sülo yollarsa bir zahmet, bakacağım nasıl çıkmışız diye.

Bülent Ortaçgil'e çok sevmememe rağmen şeklinde ekşi sölükte bir giriş cümlesi kurdum diye hemen eksilemişler. Tamam da nefret de etmiyorum. Ben slow şarkı sevmem action hareket severim. Neyse değişik bir akşamdı...

2 Eylül 2009 Çarşamba

Diş Teliyle Dünyaya Gülümsemek

En nihayetinde 2 yıldır bir çok nedenden kaynaklı ertelediğim diş teli taktırma operasyonunu dün başlattım. Üst çeneye diş teli takıldı. Ağzımda yabancı madde var sürekli.
Alışmak zaman alır dediler ya bakacağız. Yemek yemede sorun oluyor, acı o zaman oluyor. Bir süre ısırmak yokmuş:)
Allahtan braketler şeffaf. Gülmediğim ,büyük harfle konuşmadığım sürece diş teli dahi gözükmüyor. İlk gecemizi dün geçirdik, en az 6 ay benimle... Alt tarafa bayramdan sonra takılacak. İki taraflı zor olabilir diye düşünüyorum.
*Önce -sonra fotografları için tıklayınız* yapacağım efenim ama tedavi bittikten sonra.
Dayanamaz ortalarında da yapabilirim belkim bilemiyorum...

Biten ve Bitmeye Ramak Kalan Dostluklar

40'lı yaşlara dayandık be yavrular. Arkadaşlık, dostluk kavramlarına hep  önem vermişimdir hala da veriyorum. Bu zamana kadar çok...