28 Ekim 2009 Çarşamba

Bu Sabahtan İnsan Profilleri

Kimsenin kusuruyla dalga geçecek kadar sığ değilim. Fakat arkadaşım allahın sana verdiği kusuru öne çıkaracak hareketler niye yaparsın? Profil 1: Zayıf ,45 yaşlarında klasik takım giymiş kadın. Altına 12 puntoluk çekmiş ince topukluları .Hayır yürüyemiyor ki iki büklüm gidiyor herkesi kendine baktırma merakı varsa başarılı. Ama düştüğü durum kötü.
Profil2: Lise öğrencisi kız. Bacakları inanılmaz yamuk, hani pergel bacaklardan. Tamam eyvallah ,takdir- i ilahı.Ama neden okul eteğini dizinin bir karış üzerine çekiyorsun.
Bilemiyorum insanların bu özgüveni mi diyeyim salaklığı mı , o ince çizginin neresindeler.. Bilemiyorum....

İşyerinde Kot Giyebilme Özgürlüğü

Bayram niyetine yarım gün olan mesaide kot giyebilme ,altına spor ayakkabıları çekebilme özgürlüğü adına akşamına bunu herhangi bir alkollü madde ile taçlandırmak caizdir.

27 Ekim 2009 Salı

Araba İçinde Pusuya Yatanlar

Sabahın 06.40'ında servise doğru yürüyorum yere bakaraktan. Yerde iğrenç balgamımsı bir şey gördüm ve haliyle yüzümü buruşturdum ,hatta kendi kendime söylendim . Yürümeye devam ederken kafamı bir kaldırdım ki arabanın içinde pusuya yatmış şerefsiz bana bakıyor. Bu ne sinsiliktir arkadaşım yaa. Ben orda kimse yok diye söyleniyorum kendi kendime, yüzümü o hale sokuyorum. Senin orada olduğunu bilsem bu toplara girmezdim. Salak bir duruma düşmüş hissettirdi beni. Genelde sabahın kör vakti ya da hava karardıktan sonra piyasaya çıkar bu denyolar. O yüzden siz siz olun etrafta kimse yok diye aklınıza bir şey gelip dışınızdan küfür etmeyin, kendi kendinizle konuşmayın ,yani saçmalamayın her an pusuya yatmış bir dingil bir köşe başında pis pis gülerek size bakabilir...

26 Ekim 2009 Pazartesi

Yine mi Bamya

İkea'nın son reklamındaki şirinlik abidesi kızın repliği. Yerim ben onu yaw. İşte tam olarak bundan istiyorum ben. Varsın bamya yemesin, ben de sevmem zaten. Ona hep sevdiği yemekleri yaparım. Canım benim...

Saatlerimizi Ayarlayalım Gençler

Ne güzel bir kıyaktı yaw. Kalktım saat 9.30 da .Meğerse saat daha 08.30'muş. Bu güzel geldi. Nalanımla uzun kahvaltı ,kahve çay keyfi, dışarda ayakkabı beğenememe seansları, sonra yine kahve tavla ülen bir sürü şey yaptık otobüse bindiğimde saat 19.30'du. Kötü tarafı havanın neredeyse 17'de kararıyor olması. Welcome kış diyebiliriz gibi gibi...

24 Ekim 2009 Cumartesi

Ebru Şallı'ya Biraz Katılıyorum

Ebru Şallı geçenlerde şöyle bir açıklama yapmış.

''Şişman kadın bence güzel değil. Hiçbir erkeğin kilolu kadından hoşlanacağını sanmıyorum. Fit olmak önemli. Bence güzel kadın spor yapan kadındır."

Katılıyorum çünkü bana göre de bir kadın istediği kadar yüzü mükemmel oranlarda düzgün olsun şişmansa güzel değildir.Kilo gözümde her şeyi bitirir.
Hiç bir erkeğin kilolu kadınlardan hoşlanacağını sanmıyorum demiş. Buna katılmıyorum. Çünkü şişman kadın seven onları kollarına takıp gezen erkekler gördüm. Fantezi bu olsa gerek!

Hastalıktan kilo alırsın ne bileyim hormonlardır, iğneler ilaçlardandır kilo alırsın ona bir şey diyemem. O takdir- i ilahi. Onları suçlayamam. Lakin homigırtlak yemekten ,hiç hareket etmemekten yani tembellikten kilo alınmışsa orada dur hele diye ikazımı yaparım. Bir kere görünüşü geçtim, sağlık için lan. Bir kilo bile dize 5 kilo yük bindiriyormuş, bele ve sırta yaptığı bindirmeleri saymıyorum. Kıyafet bulmakta zorluk çekersin, yürümekte hareket etmekte buna keza. Amelelik resmen. Doğru beslenme ve sporla her şeyin çaresi bulunur diye düşünüyorum. Ve şişmanlara bir an önce kilolarından kurtulup öncelikle kendilerine sonra da ele güne söyledikleri - yok ya ben aslında böyle mutluyum, kendimi beğeniyorum- yalanlarından vazgeçmelerini diliyorum.


Size Sesleniyorum Taze Ebeveynler

Aha çocuk sussun diye el kadar bebelere bilgisayar emanet edip onları oyun oynamaya teşvik eden anne babalar; bu haber ve video size gelsin...

http://www.habervakti.com/?page=news_details&id=16446

Tövbe yarabbim yaa çocuk ne hale geliyor, resmen sinir krizi geçiriyor. Şımarık da tabi velet. Bok var bu kadar şımartırlar çocukları.. Anne babanın çocuk yetiştirme de organize olmaları şart. Anne disiplini koyar, baba kayırırsa ya da tam tersi o çocuktan bir cacık olmaz. Bilinçli nesiller için ailelere çok iş düşüyor , tabi kim ilgilecek nerde!! Onlar önce eğitimli ve bilinçli olmalı. Katı yağı kahvaltıya sokan ve bunu çocuğuna yediren anne babadan ne hayır beklersin gibi bir şey buna yorumum da.. Çok sinirendim yaw...


Bu Sabaha Dair

Değişik bir cumartesi sabahıydı. Herzamanki gibi evde yatmıyor ya da işyerinde internette dolaşmıyordum. Sabahın bir vakti diş teli sıkıştırma operasyonu için Alsancak yollarına düştüm. Değişik insanlar görmek( bir haftadır ev iş arası takılıyorum da), o sokakları o kadar boş görmek çok güzeldi. Otobüste göz göze geldiğimiz çocuğun eşek gibi alyansını gözüme sokması benim alınganlığım mı yoksa - ne bakıyorsun la ben evliyim mesajı mıydı, bilemiyorum. Sonra boğaça yemek için Gazi İlköğretim Okulu'nun karşısındaki banklara oturdum . Okul çocuk ve veli doluydu. Yanımdaki çocuklara -ne kursu var- diye sordum türkçe , matematik ,ingilizce allah ne verdiyse varmış. -Haftasonu bile okul, sizin işiniz de zormuş- dedim. Bu acı dolu ama samimi cümlemin farkında olmayacak kadar çocuklardı.. Sadece gülümsemekle yetindiler.
Oradan dişçiye gittim. Kadın beni -geç kalsınız ,siz işe yetişin diye hasta hasta erkenden geldim -diye azarladı.* Ama ama ben 8.45'te burada olacaksınız biliyordum *dedim, Hakikat da buydu, ama ne yazar. Benden önce gelen bir hastayı önce aldı ,sonra benim dişleri sıkıştırdı. Dokunca bile acıyan dişleri iktirdi, yonttu bir şeyler yaptı anlık da olsa ağzıma sıçıldı. Oradan bir otobüs bir dolmuş ile 11 gibi işe gelebildim. Yalnız Torbalı dolmuşuna bir ter kokusu hakimdi aklıma geldikçe midem bulanıyor. Bu ne tesir arkadaşım. Bir yıkan aq yaa! İçimden mütemadiyen bu cümle geçti. Bir süre sonra kokuya alıştım, hatta yolda uykuya bile dalacaktım ki ineceğim yere geldiğimi fark edip -müsait bir yerde inebilir miyim -diye seslendim, adam durmayınca duymadı herhal diye düşünüp bu sefer bağırarak aynı cümleyi tekrarladım. Kulağımda da kulaklık var bir tanesini çıkarmıştım ama seslenirken. Adam -bir dakika ışıkların orada indireceğim- demiş ki ilk seslenmemde -hanfendi duracağım ışıkların orada dedim ya- diye azar çekti. İçinden kimbilir ne küfürler de savurmuştur. Hayat böyle işte sen bir başkasına, başka biri de sana...Ben kendime kendim bana:)
Neyse mesainin bitmesine de 2 saat kalmış. Koca hafta bitti lan 2 saat mi geçmeyecek...Pazartesi görüşürüz ,günlük gibi oldu bu yazı idare edin...

23 Ekim 2009 Cuma

Öğle Arasında

Yimeği yedikten sonra yürüyüş yapayım dedim. Hava müthişti. Şair boşuna dememiş''Beni bu güzel havalar mahvetti '' diye. Babam aklıma geldi aradım denize giriyormuş ,yürüyüş yapıyormuş -beklerim- diyor. İnşallah babacığım...
Sonra oturdum arkadaşların yanına. Manyak Alper nasıl güldürdü beni şen kahkahalar attım şöyle bir dönüp bakanlar olunca son kahkaham içimde patladı ve hıııp diye bir ses çıktı.
Lan gönlümüzce gülemiyoruz bile. Özgürlük nanay... Ama bahar müthişşş!!

22 Ekim 2009 Perşembe

Canım Carlos

Ülen serviste adım deliye çıkacak bu Ayça ve Carlos yüzünden. Kulaklıkla onları dinliyorum, arada kopuyorum haliyle. Bir ara kulaklığımı çıkardım ortam ne kadar sessizmiş meğer, nefes sesi bile duyuluyormuş. Kim bilir sesli gülmemek için kendimi kasarken ne garip sesler çıkarıyorumdur. Napim yaw acayip iyilerdi bu sabah da. Çok fazla dinleyemiyorum onları ama dinlediğim kadarıyla yetiyor zati...

21 Ekim 2009 Çarşamba

Turkcell'linin Gücü Turkcell'in Çekim Gücü

Turcell'in son günlerdeki en iyi reklamı bence.( Hele o Vınn reklamlarından sonra) Her ne kadar bizim evde Turkcell çekmemesine rağmen, reklamı güzel olmuş. Reklamda en beğendiğim kişi doğu kökenli çok güzel yüzlü genç kadın. O ne güzel bir gülümsemedir yaw.. Çocuklar da çok tatlı, yemyeşil gözler...

Öğrendiğim son bilgiye göre; bu çekim gücünün diğer operatörlere göre farklılığından kaynaklı hatlarını bırakan Turkcell'liler tekrar hatlarına geri dönüyorlarmış. Ben öyle duydum.

Şimdilik Turkcell'e devam...

Yoga Nidra (Yogik Uyku)



Yoga uykusunu herkes uygulayabilir. Bunun için sadece sırtüstü uzanabileceğiniz sessiz bir yere gereksinme vardır. Ortalama otuz dakika süren uygulama sırasında kesinlikle uyunmamalıdır. Başka bir deyişle yapılması gerek bilinçli bir uykudur.
Yogik uykuda bedensel etkinlik en az düzeydedir. Zihin ise sistematik bir şekilde, önce tek tek organları rahatlatır. Fiziksel rahatlama sağlandıktan sonra sıra daha derinlerdedir. Nefese yoğunlaşılır; bu, yatarak yapılan bir tür meditasyonu andırır, Zen Meditasyonuna benzer bir şekilde nefesler sayılır. Son bölüm, görselleştirmeler bölümüdür. Zihinle kasların tam gevşemesi, nefeslerle gerginliklerden arınmanın ardından tam bir imgelem dünyasına girilir.
Yogik uyku, tam olarak uygulandığında dört saatlik bir uykunun sağladığı dinlence sağlanır. Bu, her gün yarım saatlik uyku yogası yapılarak dört saat az uyunacağı anlamına gelmez. Uyku saatinin azaltılması başka etkenlerle de bağıntılıdır, yoga buna sadece yardımcı olabilir.

Kaynak: http://www.yogahariom.com/index.php?option=com_content&view=article&id=64:uyku-yogas&catid=35:yoga&Itemid=54

20 Ekim 2009 Salı

Başlayacağım İnşallah

Paranla rezil olmaya bir örnek daha. Ülen pilatese tekrardan başlayacağız yok hoca değişti, yok hoca gelmedi yok 19'da ders yok diyip sallayıp duruyorlar. Zaten Tülay Hoca orada değil artık Karşıyaka'da. Orası bana çok ters. Yeni hoca nasıldır bir bilgim yok. Eğer bunlardan bu Çarşambaya kadar ses çıkmazsa Eylem'in yamacına Hilton'a gideceğim. Hem eve yakın, hem istediğin gün gidebiliyormuşsun. İster haftada iki gün git, ister dört gün. Hem de Eylem'in anlattığına göre yakuşuklu abiler de varmış. Bir görüp test etmek gerek. Diğerine göre biraz daha pahalı ama ders sınırlaması olmadığı için aslında değil. Dur sen dur, kız Eylem geleceğim galiba yanına beraber topları kaldırırız ayağımızda ,lastikle esnetiriz bacaklarımızı ehhehe

I Hate Techno

Salak telefonun şarjı full gösteriyorken gecenin bir yarısı bitmiş ve ben mışıl mışıl uyumuşum efenim ta ki annemin 07.45'te -sen işe geç kalmadın mı- cümlesine kadar.Telefonun saatine bakamıyorum, kolumda saat yok ,odamda da. Gözümü açtığım gibi antreye koştum , duvardaki saate bakarak önce saat dilimi algılamaya çalıştım ve saatin 06.45 olmasını diledim. Ama saat 07.45'ti ve 15dk sonra ta anasının gözündeki şirketimde mesai başlayacaktı. Hayır annem olmasa kesin 10'a kadar uyuyacak olmama rağmen kadına -niye kaldırmadın beni- diye çıkıştım. Kalktıktan 10 dakika sonra dolmuş beklemeye başladım. 1.20 dk sonra bir otobüs, iki dolmuş ve 10 dklık yürüme ile şirkete geldim. Bu da böyle bir sıradışılık hayatımın rengidir güne dair, takdim ederim.

13 Ekim 2009 Salı

Herkes Sevdiğini Öldürür

Beni dün itibariyle haykıra haykıra ağlatan şiir, takdim ederim....

Her insan öldürür gene de sevdiğini
Bu böyle bilinsin herkes tarafından,
Kiminin ters bakışından gelir ölüm,
Kiminin iltifatından,
Korkağın öpücüğünden,
Cesurun kılıcından!

Kimisi aşkını gençlikte öldürür,
Yaşını başını almışken kimi;
Biri şehvetin elleriyle boğazlar,
Birinin altındır elleri,
Yumusak kalpli bıçak kullanır
Çünkü ceset soğur hemen.

Kimi pek az sever, kimi derinden,
Biri müşteridir, diğeri satıcı;
Kimi vardır, gözyaşlarıyla bitirir işi,
Kiminden ne bir ah, ne bir figan:
Çünkü her insan öldürür sevdiğini,
Gene de ölmez insan.

Efenim düzeltiyorum: Şiir Oscar Wilde'in Çeviren: Özdemir Asaf

12 Ekim 2009 Pazartesi

Nuray'ı da Everdik...

Cumartesi Nuray'ın düğününe gittik Nalanımla. Aman allahım Nalan bir döktürdü bir döktürdü beni de sahnelere çıkarttı. Meğerse benim sahne fobim varmış. Herkeş bana bakıyormuş gibin geliyor. İki kıvırtma özelliğim varsa dahi onu bile yapamadım. Gelinimiz süper oynadı, Nalanım ona keza. ben sap gibi el çırptım. Kazık gibi takıldım. Oynamak fiili için sahneye çıkmamla bile kendimi aştığımı düşünüyorum yine de...
Şanssızlık şu ki tam oyun havaları çıktı acık oynayalım ayıp olmasın gelinimize derken tak şarkı değişti disko tarzı çalmaya başladı.
Alo alo aşkım susmaaa alo aloo
sonra Hadise
Anam bir geyik çevirdik orda kamera çekmişse iyi gülecekler bize.
Zevkliydi valla çok eğlendim yine de.
Gerçe Nalanım kıyafeti biraz daha dışarıya uygun olaydı düğün çıkışı Opus konusunda belki onu kandırabilirdim.
Bir cumartesiyi de sıfır alkol tek cigara ile bitirdik:)

Bir Şeyler Hep Eksik Kalacak

Bebeğim bir karar vermişsin, bu da yetmemiş bunun üzerine bir de yemin etmişsin.
Seninle sohbet etmek, gecenin bir yarısı karşı apartmanda abuk subuk hareketler yapan genci izleyip ne yaptığını tahmin etmeye çalışmak ve bir türlü bulamamak, yemek yemek, balkon sefası yapmak hepsi hepsi çok güzel. Ama kahve falı bakma rituelimizi niye hayatımızdan kaldırdın? Bu olmadan bence hep bir şeyler hep eksik kalacak..

Seni anlıyorum rahatsız olmanı... Önüne gelene fal bakarsan eninde sonunda olacağı buydu onu da biliyordum. Seçici davranacaktın bebeğim .Bir bana bir Eylem'e bakacaktın falı , sen gittin hiç görmediğin insanlara bile fal baktın. Aldın olumsuz enerjileri, en niyahetinde noktayı koydun. Benim ve Eylem'in enerjisi ancak pozitif olurdu sana.

Ne yapalım alışacağız bu yeni duruma, ben kendi falıma bakmaya çalışırım ne edelim:)

Empat Mıyım Yoksam:P

Eğer bir tesadüf değilse şunu fark ettim ki kimin bir hastalığını can kulağı ile dinlesem, uzun uzun konu hakkında yorum yapsam bir benzeri başıma geliyor. O yüzden bu konulara yüzeysel bakmaya karar verdim.

9 Ekim 2009 Cuma

Kaza Geliyorum Aç Kapıyı Demez Genelde

Benim gibi 1.71 boyunda hatunu da görmüyorsan yuh sana arkadaş..
Kaderin cilvesinden başlayacağım anlatmaya. Dün pilatese gitmek için düştüm yine Balçova servisiyle yollara. Servis şoförü değişmiş ,adamın ilk günü ,yolları bilmiyor, Balçova'ya giderken otobandan yanlış yola girince taa Pınarbaşı'na kadar gitmek zorunda kaldık. Kızlar da bugün Alsancak'a çağırmışlardı beni .Pilates var diye ertelemiştim. Dedim pilates pij oldu, bari kızlarla buluşayım. Kızların çıkışına gittim. Nalanım iş mevsuzunda dertli ,asabi .O bir tur anlattı olan biteni.. Yemek yedik Alsancak'a yürüyoruz tam Bonjour'u geçtik oradan yine yaya kaldırımda bekliyoruz karşıya geçeceğiz. Çat diye bir ses ve ben bir adım öndeyim. Adam arabasıyla geri geri giderken sırtımdan geçirdi bana, hem de ben yaya kaldırımındayken. Ben şokta. Arkamızdaki ecnebi amca o da şaşırdı -Are u ok- diyo ben cevap veremiyorum. Nalan'dan ok, Thanks repliği geldi. Deniz bana çarptığından habersiz olan adamın yanına giderek - Arkadaşıma çarptınız, inip özür dileyin- demiş. Adam indi arabasından, Nalan zaten agresif tam adamdan alacak hıncını adam melek çıktı, nasıl kibar, nasıl özür diliyor falan. Lan en ufak bir olayda sesini çıkartan ben süt dökmüş kedi gibi oldum, gıkım çıkmıyor. Nasıl bir şok yaşadıysam.. Son durum; boynumda ve sırtımda ağrı var efenim. En ufak bir dokanmada insanın kimyası böyle değişiyorsa diğer trafik kazalarını düşünemiyorum.
Allah beterinden korusun hepiciğimizi...

8 Ekim 2009 Perşembe

O neydi La Öyle

Evet bazı entelektuel (entelektueli tek ''l'' ile yazacak kadar bilgim var çok şükür hıh:p) arkadaşların hezeyanlarının aksine Var mısın Yok musun'u izliyorum, Aşk- ı Memnu ve Yaprak Dökümünü de.. Hanımının Çiftiliği'ne biraz göz gezdirdim, belki Ezel'e de takulabilirim. Neyse konumuz : Var mısın Yok musun. Dün Yaprak Dökümü ile eş zamanlı idare ettiğim yarışmada bu kadar hırs, oyunculuk, utanmazlık arsızlığa pes dedim arkadaş. Yaprak Dökümü'nde reklam çıkınca yarışmayı açtım, hatun yarışmacı peş peşe 500.000'leri açtırmış, maviler olduğu gibi duruyor. Neyse tekrar diziye döndüm, bir yandan da pilates yapıyorum. Neyse saat 23'e doğruydu yarışmaya döndüm. O da ne kızın iki 500bini kalmış maviler yine çoğunlukta.
Sonra onları da vakit kaybetmeden tek tek açtırdı ve hatun çıldırdı. Nasıl ağlıyor bağırıyor, tepiniyor sanırsın ki çocuğu ölmüş. Hayır yaşanan acıyı gösterme onu yaşama biçiminin de bir adabı var. O ne la öyle! Nasıl bağırarak ağlıyor. Son 500bini açan salak Emin'de -beni açtırmayacaktın, benimle gidecektin- diye gözleri dolu dolu sinirden kırmızı bir suratla kıza bağırıyor. Acun eliyle yüzünü kapatmış ,başını öne eğmiş, durumu nasıl toparlarım diye düşünüyor. Allahım ya... Valla güldüm haa ,bak yazarken de aklıma geldi gülüyorum kendi kendime... Sinirlerim bozuldu tabi 45 saniyeden fazla dayanamadım bu arsızlığa değiştirdim hemen kanalı. Ferhunde'nin işe giderken giydiği travesti elbisesi ve 15 puntoluk platform ayakkabıları ve bed suratı bile daha iç açıcıydı.
Hey allahım yarabbim sen bizi böyle hırslardan koru yarabbim...

7 Ekim 2009 Çarşamba

Ondan İstiyorum

İlk gördüğümde hele ki konuşmasını duyduğumda -anam dedim ne datlu bir şeymişsin sen-. Sevimli bir de komik. Bunu hissetmemin ardından çok kısa bir araştırma ile yani sol el yüzük parmağına bakmam ile maalesef evli olduğunu ,sonraki duyumlarımda da yakında bir bebeği olacağını öğrenmem hüsran değildir de nedir?

Sen kalk aylar sonra birini beğen, o da evli çıksın.. Ya bu erken yaşta niye evleniyorsun hemennn, bir de çocuğun olacak. Allahım yarabbim ne diyeyim mutluluklar...

Ya Ondan istiyorum ben aynısından ,var mı acep bir tane daha?

Dün ilk kez bir diyaloğum oldu da kendisiyle duygularım depreşti.

Vardır Bir Hikmeti

Dün yaklaşık bir bucuk ay ara verdiğim pilatese gitmek için elimde spor çantam Bolçava servisiyle düştüm yollara. Sonu hüsran.. Salak Yağmur bana dün ders olmadığını bildirmeyi unutmuş. Kafasını kırıcam onun, bu iki oluyor. Ders Perşembe günüymüş. O gün toplaşıp yeni gelen hocayı da tanımış olacakmışız ve tam ders günlerini belirleyecekmişiz. Bana hatasına karşılık rüşvet olarak -spor tesisimizden yararlabilirsin- dedi ama o kadar sıkıcı ki tek başına koşu bandında koş, duran bisikletin pedallarını çevir. -Yok anacım- dedim -gideyim ben evime paşa paşa Geniş Aile'yi de yakalarım belkim-. Merdivenlerden indim ki dürtülerim beni ayakkabı dükkanına doğru çekti. Gittim bir de spor ayakkabı modelinden iş yerinde de giyebileceğim siyah ayakkabı aldım. Dersin olmadığı gerçeğini kızın bu salaklığını kadere bağlayarak içimdeki agresifliği bastırmaya çalışıyorum ama saat 19 civarı trafiğin en boktan olduğu saatte 1,5 saat sonra otobüsten indiğimde kader kısmet hiç bir şey gözüm görmüyordu.
Markete gittim ekmek neyim alacağım. Hadii hiç sıra olmayan markette sıra var ve kasadaki adam acayip yavaş. Önümdeki çocuk doldurmuş sepetini. Benim elimde iki parça var. Dedim neyse çıkıntılık yapmayayım bekleyeyim. E gerizekalı herif niye sepetini boşalt mıyorsun? Kasadaki adam senin eşyalarını mı boşaltacak, onların hesabını mı tutacak! O kadar sinirlendim ki adamın sepetindeki eşyaları çıkardım hızlıca ,kasiyere yardımcı olarak sıra bana gelmesi için. Ama adam hala mal gibi bakıyor, bir hareket yok. Bir posta da buna sinirlen.. Eve kendimi attığım gibi midemin ağrınını hissettim. Duş al, saçları kurut derken saat 21 'i geçti. Dizi de pij oldu. Demek İstanbul'da falan yaşamaya kalksam o trafik insanların mallığı falan iyice hasta olurdum kesin..
Güya spor yapmaya rahatlamaya gittiğim yerden sinir harbi ve bir çift yeni ayakkbıyla döndüm. Vardır bir hikmet diyelim akıl sağlığımız açısından...
Sinirden mi bilmiyorum pilates yapmış kadar yorgundum erkenden uyudum...

5 Ekim 2009 Pazartesi

Ugg Bot


Ne ayak anlamadım ben bu botları. BU kadar çirkin kaba bir şey nasıl oluyor da moda olup tüm tikilerin ayağında olabiliyor. Mini şort asklı bluz altına bu çizmeler, mini asklı elbise hop bu çizmeler.
İğrenç lan. İstediği kadar moda olsun hayatta giymem giyeni de sevmem..

Not: Oha diyorum fiyatları da eşek gibiymiş...( 300 lira civarıymış)Tövbe tövbe

Dağılın Lan

Yaz tatili boyunca hemen hemen her haftasonu yazlıktaydım. Bu cumartesi Alsancak piyasası ne alemde bir bakayım dedim ve büyük bir şok yaşadım.
Bu ne kalabalık arkadaş! Okullar açılmış, herkes yazlığından dönmüş, üniversite için öğrenci milleti gelmiş. Sokaktakilerin yüzde sekseni genç ve çoğunluğun yaş ortalaması 16-18 arası. Gül sokağın ve Bonjour'un sokağı hele aman allahım ne tiplemeler ne tiplemeler. Mini elbise, mini şort altına Ugg cizme- Ona bir sonraki yazımda değineceğim- . Hepsi tek tip.. Oradaki ciks kafeler tarzım olmadığı için dedim buralar herhalde hep kalabalıktı uğramadığım için. Anam yok, Dar Sokak Gazi Kadınlar'da öyleydi. Biz saat 23 gibi eve dönerken bir o kadar da Alsancak'a yeni gelenler vardı.
Boş mekan bulabilmek imkansız hale gelmiş memleketimizde ,haberimiz yok.
Alışmak sevmekten daha zor geliyor..
Umarım sadece bu cumartesiye özgüdür ne diyeyim umut işte...

3 Ekim 2009 Cumartesi

Kontes ve bebeleri










Yazlıktaki Kontes ve bebelerinden görüntüler efenim.. 2 dişi, 2 erkek yavrusu var. Geçen sene yine doğurmuş Kontes zillisi. Yavrusunu çok sevdiler diye onu kıskanıp sakat bırakmış. Bu yüzden bu yeni yavrularını severken ondan da sevgimizi esirgemiyoruz. Süt verme seansını yakaladık annemle birlikte, hemen kayda aldım foto ve videosunu çektim. Erkekler daha irice, dişiler biraz küçük kalmışlar.Hepsinin rengi farklı, hepsi de çok ama çok sevimli...

''Fortis et liber''

Hoşgeldin Ekim



Sonbahar mevsiminin ortalarına yaklaşıyoruz. Ekim ayı.. Tüm yılı gözde geçirme, yeni kararlar alma, sakinleşme, kendini dinleme ve kendine zaman ayırma ayı...Umarım keşke demeyeceğimiz isabetli kararlar alıp bunları en güzel şekilde uygulamaya sokarız. Mutlu bir ay geçirmek umuduyla...

''Dum spiro spero''