30 Temmuz 2009 Perşembe

Tatil Afrodizması 5

Tatilimizin son günü kahvaltı merasiminden sonra eşyalarımızı toparladık ve resepsiyona koyup çıkışımızı yaptıktan sonra sahile gittik. Güneşlendik, denize girdik derken saat 16 gibi dün oturduğumuz makana gittik. Nalanım inanılmaz ama gerçek bir şey gerçekleştirdi. Tam 1.5 litrelik suyu 10 dakika içinde midesine indirdi. Tavlada yenilmeye doymayan pehlivan Nalan yine tavla oynamak istedi ve yine aldım ifadesini. Bu kez biraz direnme gösterse de fazla zorlanmadığımı belirtmek isterim. Ayvalık tostu yiyip türk kahvemizi içerken etrafı kesmeyi de ihmal etmedik tabi.. Yeşil şortlu güzel vücutlu çocuğun masadaki muhabbetini dinleyince ne kadar sıkıcı olduğunu erkeğin tipinden çok muhabbetinin önemli olduğunu bu örnekle bir kez daha anladık. Oradan tekrar sahile geçip denize gridikten sonra artık toplarlanma vaktidir diyip otele döndük. Tuvalalette giyidindik, ben saçımı falan tararken oyalandım biraz, Nalan daha çabuk hazırlandı ve -hadi bir önce çıkalım buradan -diyerek sert sert oradaki görevli çocuğa baktı. Ben WC'de olduğum sırada biri Nalan'ıma yamukluk yapmıştı ama -tamam dedim çıkalım anlat hele..
Meğerse bu görevli ve oradaki ya otelin sahiplerinden bir adam Nalan'a baka baka beleşçi geyiği yapmışlar.
Ülen gerizekalılar ne beleşçiliği bir WC'nizi kullanıysak kaç para 1 lira mı alın ulan köpekler tribi de yapabilirdik ben de olaya şahit olsaydım. İnsanlık bizde kaldı da bir laf söylemeden çıktık otelden.
Zaten ordaki mal garsonlardan biri sabah servisi toplarken kaynar gibi çayımı masaya döktü ben çekilmesem yanacaktı bacaklarım, bir özür bile dilemedi. Hani kazayla olmuş bir şey insan hamle yapar değil mi o öyle mal mal bakmıştı. Bir tek farklı olan Beran'dı. Nazikliği, sıcakkanlılığı, güleryüzü ve yardımseverliğiyle diğer garsonlardan şıp diye ayrılıyordu. Bu yüzden onunla diyalog kurdum zaten ve adını öğrendim. Her zaman öyledir; tazenin yanında bayat, yaşın yanında kuru hep tezatlıklar silsilesi değil midir hayat ey dost!!
Bavulları yüklendik, doğru garaja. Benim omuzda - yüzerken zorladım sanırım- bir ağrı vardı bavulla bu ağrı tavan yaptı ama idare ettik mecburen, acısının ertesi günlerde çıkacağından habersiz.
19.30 otobüsüyle İzmir'e geldik.
Servise 25 dk olduğu için evimize gidecek olan dolmuşa binmek için garajdan çıktık ve o noktada ayrılık Nalanımla. Bizim dolmuşlar artık garaja girmiyormuş yoldan geçiyormuş. Bir dolmuş beni yola kadar bıraktı saat 23'e geliyor dolmuş yok ortalıklarda. Bir sürü yol ağzı , ortalık tenha mı tenha. Biri arabayı durdurup beni arabaya atsa - arabada beş evde on beş şsrkısı eşliğinde- kimsenin ruhu duymayacak. O heyecan ve panikle Nalan'ı aradım. Hatun dolmuşunu kaçırınca garaja geri dönmüş servise binmek üzere. Ben dönsem de yetişemem servise, elimde ağır valiz, üzerimde asklı tişört, altımda şort, yusuf yusuf olurken neyse ki dolmuşun geldiğini görüp ferahladım.
Bir tatil macerası da böylece sona erdi.
Her şey tam hayal ettiğim gibi güzeldi ve eğlenceliydi. Nalanım tam tatil arkadaşı, oldukça keyifli. Nice tatillerde buluşmak üzere Nalanım.
Seni seviyorum kardeşim...

Hiç yorum yok:

Biten ve Bitmeye Ramak Kalan Dostluklar

40'lı yaşlara dayandık be yavrular. Arkadaşlık, dostluk kavramlarına hep  önem vermişimdir hala da veriyorum. Bu zamana kadar çok...