30 Temmuz 2009 Perşembe

Tatil Afrodizması 4

Tatilimizin 3. günü yine süper bir şekilde uyumuş ve dinlenmiş olarak kalkmıştık. Hatta kahvaltı saatini bile kaçıracaktık bu yüzden kahvaltıda çok fazla çay içemesek de kahvaltıyı yakalamanın mutluluğuna şükrettik.( Biraz daha abartsaydım :P) Yine Nalanım kahvaltıdan sonra attı kendini sahile ben ise otelde bir saat Cennet Mahallesi'ni izledim ki dünden daha erken bir saatte indim sahile. Amaç bacak bölgelerinini biraz bronzlaştırmaktı. Nalanım Elif Şafak'ın AŞK romanını bitirdi sahilde, gayet de etkilenmiş bir şekilde mutlu mesut hissetti kendini , ben de çok merak ediyorum kitabın sonunu bitiririm sanırım bir kaç günde diye düşündüm. Güneşlendik, denize girdik derken saat 18 oldu yine otel duş ve saat akşam yemeğine indik. Dünün aksine yemekler güzeldi. ve saat 20 gibi yemekten sonra istikamet Cunda..

Dolmuşla önce Ayvalık'a ardından vapurda Cunda'ya geçtik. Ben daha önce gelmiştim ama Nalan ilk kez geliyordu Cunda'ya. Etraftaki rakı balık meze sofralarını görünce gözü döndü. Karnı tok olmasa sofralara saldırabilir potansiyelini gördüm ben o çakmak çakmak gözlerinde. Sokakları gezdik. Nalanım yüksek topuklu terlikleriyle o şekilsiz engebeli Cunda sokaklarında ince narin bileğini burkup durdu. Sokağın birinde Rumca şarkı sesi gelen acayip şirin bir şarap evi gördük. İlk niyet rakı içmekken o şarap evini gördükten sonra şaraba dönmeye karar verdik. Benim de işime geldi doğrusu, şarabı daha çok seviyorum neticede. Nalan sokaklarda kendini kaybetmek istedi, ben de sesimi çıkarmadım . O nereye ben oraya, bir süre dolaştık. Nihayet şarap evinde oturduk saat 23 gibi. 30 liraya 70 lik söyledik bir de peynir tabağı. Ordaki servis yapan çocuğa fotografımızı çekmesini istedik, çocuk üç kez denedi ama üçünde de net çekemedi. Kadehlerimiz masaya geldi ,Nalan engebeli zemin üzerinde kıçıkırık bir sandalyede oturduğunu unutup karşı binanın fotosunu çekmeye çalışırken yan geldi ve yere düşer gibi oldu masaya tutunmaya çalışırken kadehini devirdi,şarap olduğu gibi o canım gri renkli elbisesine döküldü. Üstelik komik olan bu sahneye güldüğüm için beni de azarladı, ne oluyor yaw diye de narayı bastı. Masa örtüsünü kaldırdık, toparladık ortalığı falan biraz Nalan'nın ortama dahir şevki gitse de sonraları eski neşesine kavuştu. Bir de orda bir tiplemenin Efe isimli Goldan cins köpeği mütemadiyen masamıza özellikle Nalan'ın yamacına gelmesi onda değişik heyecan silsileri de yaratmadı değil. Bu olaylı , komik, güzel, eğlenceli, şaraplı Cunda gecesinden sonra otele döner dönmez başımı yastığa koyduğum gibi uyudum. Temiz hava+ şarap+yorgunluk üçlüsü ne güzel uyutuyor insanı canım...

Hiç yorum yok:

Biten ve Bitmeye Ramak Kalan Dostluklar

40'lı yaşlara dayandık be yavrular. Arkadaşlık, dostluk kavramlarına hep  önem vermişimdir hala da veriyorum. Bu zamana kadar çok...