25 Mart 2009 Çarşamba

İbo...



İbo'yu düşündüm geçenlerde mahalledeki oynayan çocukları görünce.. 2 yaşında, 3 numara saç tıraşlı, esmer, tipsiz ama sevimli bir şey.. Hemen evimizin karşında oturuyorlar. Ailesi sanırım Doğu'dan göç etmiş buraya.Bir ablası var 10 yaşlarında. Yazın sabahın köründe ya birinci kattaki evlerinin demirli pencere kenarından dışarıyı seyreder ya da ablasıyla dışarda olurdu. Kış geldiğinden beri göremez olmuştum. Onu görmeyi istediğimi geçirdim aklımdan bir kaç saniye ve evimin oraya geldiğimde pencereden annesiyle dışarıyı seyrettiğini gördüm. Ya güzel bir tesadüftü, ya da çok masumca geçirmiştim kalbimden o yüzden gerçekleşmişti bu aklımdan geçen. Hemen selam çaktım tabi fırsatı kaçırır mıyım. Annesi çok memnun oldu selam vermeme, hatırlarını sormama. İbo utandı konuşmadı benle, başını öne eğerek gülümsedi sadece. Elini elledim İbo'nun... Onun yerine annesinin cevap verdiği bir kaç diyalog kurmaya çalıştım İbo'yla... Mutlu oldum onun gülümsemesiyle, masumiyetiyle çocukluğuyla.

Sağol İbo...

Hiç yorum yok:

Biten ve Bitmeye Ramak Kalan Dostluklar

40'lı yaşlara dayandık be yavrular. Arkadaşlık, dostluk kavramlarına hep  önem vermişimdir hala da veriyorum. Bu zamana kadar çok...