31 Mart 2009 Salı

20 Temmuz 2009 Deep Purple İstanbul Kuruçeşme Arena Konseri



Canım ciğerim Deep Purple 'ımın İstanbul' da Don Airey, Steve Morse Ian Gillan, Roger Glover,Ian Paice ile belki de görebileceğim son konseri 20 Temmuz 2009'da İstanbul Kuruçeşme Arena'da gerçekleştirecek.Bu haberi ilk duyduğumda önce tansiyonumda bir yükselme oldu, sonra heyecandan direkt istek dışı tırnak yeme eğilimine giriştim. Ülen ben değilmiydim bundan bir kaç ay önce hayallerim arasında Deep Purple konserine gitmek yazan şahsiyet. Ahanda ayağıma olmasa bile İstanbul a geliyor canlarım. Daha ne olsun..

Konserin İstanbul'da Pazartesi günü olması, bilet fiyatının önlerde 160, ayakta 92 lira olması benimle gelecek en az benim kadar istekli bir tek kişi bile olmamasına rağmen gitmeyi hayal ediyorum.Hayalinde bile heyecandan ölüyorum. 4 aydan daha az bir zaman kaldı konsere.
Oy oy...
Çok istiyorum çoooooooooooook...

30 Mart 2009 Pazartesi

Canlarım...



Canlarım lan bunlar benimmmm.

Dün Fatoş'umla Alsancak'ta piyasadan piyasaya sektik:) Onunla ev ortamı dışında farklı mekanlarda görüşmek hem değişikti hem de çok zevkliydi..
Daha sık bu turlara çıkmak dileğiyle canım dostum...

26 Mart 2009 Perşembe

Bisiklete özlem...



Orta üçü bitirip liseye geçtiğim yaz babam kardeşimle bana supriz yapıp birer tane bisiklet almıştı. Bisikletlerin arabadan indiriliş anını ve o anki mutluluğumuzu hala anımsıyorum.Düşe kalka arkadaşımın bisikletinde sürmeyi öğrenmiştim zati. Kendi yeni ,beyaz ve lila rengi karışımı bisikletimde arkadaşlarımla yaz günü tatilde gece gündüz özgürce mahallemizde tur atmanın zevkini yaşamak kalmıştı sadece.

Canım babacığım iyi ki varsın bu mutluluğu ve nicelerini bize yaşattığın için..( Babaya yalakalık:))

Kaç yıl oldu en son bisiklete bineli hatırlayamıyorum.Sohbette geçtiği zaman bile bisiklet sürerken yaşadığım mutluluğumu hatırlıyorum ve de sürmeyi çok özlüyorum.

En azından bir günlüğüne Çeşme'de ya da farkli bir tatil yöresine tatile gittiğimde bisiklet kiralayıp bu mutluluğu tekrar yaşayabilirim diye hayal ettim şimdi... Neden olmasın...

30'u kabullenmek ya da kabullenememek...

Bu yaş konusu her zaman bir tartışma konusu haline gelebilecek bir konu olmuştur. Kimi doğduğu günü yıl baz alıp yaşını hesaplar (bunlar genelde 18 'ine gelmek için gün sayan gençliktir), kimi de o yıl içinde doğduğu ay geçtikten sonra yaşını arttırır.

Benim gibi yılın son ayında doğanlar için ise durum daha da karmaşıktır. Doğum yılını söylediğinde senden bir ay sonra doğan biriyle aranda bir yaş varmış gibi hesaplanır. ''Yalnız bir dakika ben yılın son ayında doğdum, aramızda aslında bir ay var.'' dersen de yaş kompleksin varmış gibi algılanırsın, ama arada bir yaş var durumunu da kabul etmek istemezsin.

Daha önceleri yaş konusunun arkadaşlar arasında ya da yeni tanıştığım ortamlarda pek bahsi geçmezken; 20'li yaşlardan kopuş esnasında bu konu çok sık geçer oldu ve ben bu konuda hep ikilemde kaldığımı hissetmeye başladım. Benim gibi aynı zamanda doğan Ülküş'ün ailesi gibi keşke benim ailem de Ocak 1979 'lu yazdırsalarmış benim doğum tarihimi de. Ülküş artık 1978'liyim demiyor göğsünü gere gere 1979'luyum diyor. İspatı bile var nufuz cüzdanı:)

Aslında O da bu konuda ikilemler yaşıyor. Şu diyologda örnekleyeyim.
_ Kaç doğumlusun?
+1979.
...
- Burcun nedir?
+Yay.
-Oo o zaman sen 1980'li sayılırsın yaw..
+Yok aslında ben 1978'liyim ailem.... vs
Onun işi de zor:)

Neyse efenim; konuyu dağıtmadan nereye bağlayacağıma geleyim. Nereye mi bağlayacağım şu acı gerçeğe: Geçen sene 30' u es geçtim 29 dedim, daha yıl sonu gelmedi ben ayca doldurmadım daha yaşımı diyerekten. Eh sene oldu 2009. 2009-1978=31.Ama ben yıl sonunda doğdum ama ama....
Ne aması basbayağa 31 işte. Daha 30'a alışmadan 31 diyebilmek... O da ayrı bir başlık..
Ama ülküş 30 diyor:)
Neyse ona da aşılayım bu gerçeği, beynini yıkayım , tek başına olmaz yanıma yandaş bulmalıyım. Gerçe onu 29'a alıştırmam bile bir yılımı almıştı ya neyse :)

İşin şakası 31'le de mutluyum ben, uğur getirir belkim,( ismi sakat ama olsun idare edeceğiz) :) nice 31'lere diyim kendi kendime dilekte bulunaraktan....
Her yaşın ayrı bir güzellliği var diye de umut ışığı atayım bünyeme....

25 Mart 2009 Çarşamba

İbo...



İbo'yu düşündüm geçenlerde mahalledeki oynayan çocukları görünce.. 2 yaşında, 3 numara saç tıraşlı, esmer, tipsiz ama sevimli bir şey.. Hemen evimizin karşında oturuyorlar. Ailesi sanırım Doğu'dan göç etmiş buraya.Bir ablası var 10 yaşlarında. Yazın sabahın köründe ya birinci kattaki evlerinin demirli pencere kenarından dışarıyı seyreder ya da ablasıyla dışarda olurdu. Kış geldiğinden beri göremez olmuştum. Onu görmeyi istediğimi geçirdim aklımdan bir kaç saniye ve evimin oraya geldiğimde pencereden annesiyle dışarıyı seyrettiğini gördüm. Ya güzel bir tesadüftü, ya da çok masumca geçirmiştim kalbimden o yüzden gerçekleşmişti bu aklımdan geçen. Hemen selam çaktım tabi fırsatı kaçırır mıyım. Annesi çok memnun oldu selam vermeme, hatırlarını sormama. İbo utandı konuşmadı benle, başını öne eğerek gülümsedi sadece. Elini elledim İbo'nun... Onun yerine annesinin cevap verdiği bir kaç diyalog kurmaya çalıştım İbo'yla... Mutlu oldum onun gülümsemesiyle, masumiyetiyle çocukluğuyla.

Sağol İbo...

24 Mart 2009 Salı

Cesurlar



Herhangi bir nedenle ülkesinden ayrılıp başka bir yerde yaşamayı seçenleri, paraşütle atlamayı ve dalmayı hobi edinenleri, çocuk yapmaya karar verenleri, sevdiği halde sevilmediğini anlayıp sevgilisini terk edenleri,yenilgilere rağmen tekrar baştan deneyebilenleri, her gün umutla uyananları cesur bulurum.

23 Mart 2009 Pazartesi

Empati...



Adam Fever'in ''Olasılıksız'' kitabından sonra çıkardığı, 632 sayfa olmasına rağmen akıcı ve sürükleyici konusuyla okunması çok rahat bir kitap. Şimdilik kitabın 200'lü sayfalarındayım. Kitabı okurken anlatılanları gözünüzde film gibi canlandırabiliyorsunuz ve o filmin sonunu merak ediyorsunuz. Benim gibi işe giderken toplamda 2 saati serviste geçenler için bu zamanı çok iyi değerlendirilebilecekleri bir kitap.
Sonunu çok merak etmekteyim, bilenler sakın yorumlarda spoil etmesinler:)

22 Mart 2009 Pazar

İlk mimlenmem:)



Canım kardeşim enerji ve huzur beni mimlemiş. Konumuz lakaplarımız. Valla çok fazla lakabım yok benim. Arkadaşlarım bana Nurum, Nuriş der, eski manitalardan örnek vermem gerekirse yok vermeyim çok var çünkü lakabım, onlar özel kalsın:)

14 Mart 2009 Cumartesi

Kaos Bar



Alsancak Muzaffer İzgü Sokağı'nda soldaki 3. bar olur kendileri. 2000 yılının güzel bir yaz günü Ülküş'ümle keşfettiğimiz bu bara eski gibi çok sık gidemezsem de orada şarap içme seansları hala bana heyecan verir. İki katlı bir rum evinin içine giriyosunuz dünya tatlısı işletmecisi Okan karşılıyor sizi. Yazın ise dışarda muhabbetin tadı çok daha başka...
Kaos benim için güzel müzikler, nostalji, güzel anılar, kırmızı şarap , sohbet muhabbeti yansıtıyor.

Eh bu kadar bahsettikten sonra uzun bir aradan sonra Kaos'a gidip kırmızı şarap içmedne olmaz. Son 6 saat:)

İlginç Bir Saat:)

Tılayın:)

http://www.billychasen.com/clock/

12 Mart 2009 Perşembe

Bence Sen de Şimdi Herkes Gibisin...



Gözlerim gözünde aski seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence simdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçiyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktim da iyice
Anladim ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karisti simdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de simdi herkes gibisin..


NAZIM HIKMET

Yeni sevgiliden ayrılanları terapi eder, düzlüğe çıkarır:)

Merkür Geri Harekette...

06 Mart - 17 Nisan tarihleri arasında Merkür yine geri harekette. Bunun bize yansıması nedir peki? Öncelikle iletişimde kopuklukların, yanlış anlaşılmaların çok sık yaşanacağı bir dönem bizi bekliyor. Bunun yanında beni en çok enterese eden ise bu geri hareketin ilişkilere olan yansıması.. Geri hareket döneminde biten ilişkinin tekrardan başlama olasılığı ve başlayan ilişkinin çok güçlü bağlar oluşamazsa bitme olasılığı çok yüksektir. Yeni bir ilişkiye başlamak ya da var olan ilişkiyi kestirip atmak riskli. Yapılması gereken hayatı dengede tutup gözlem yaparak beklemede kalmak ve kesin kararlar vermekten kaçınmak. İş konusunda ise yeni bir projeye başlamaktan ziyade elde var olan işlere yoğunlaşıp onları bitirmeye çalışmak çok daha faydalı olacaktır. Güneş 19 Mart'a kadar Balık burcunda olacağından çok sık hayallere dalmak, mantığımızdan çok duygularımızla hareket etmek, kararsızlıklar yaşamak çok doğal. 19 Mart'tan sonra ise Güneş Koç burcuna gececek ve bencillik duygularımız hat safhaya ulaşacak. Haziran'a kadar bu etki süreceğinden bu tarihe kadar daha sakin olmalıyız. Egoizm duygularını frenleyip beklemede kalırsak sonradan pişman olacağımız şeyler yapmaktan da kurtulmuş oluruz. Bu güzel bahar ayında Merkür'ün geri hareketine rağmen en güzel aşklar, paralar sizinle olsun efenim:)

10 Mart 2009 Salı

Eski sevgili&arkadaşlık ilişkisi.



Eski sevgiliden arkadaş olmaz kanımca.Bir zamanlar sevdiğin duygusal bir şeyler paylaştığın insanla arkadaş olacaksın sana yeni manitasını anlatacak. Arkadaşısın ya, sen de buna eyvallah çekeceksin. Yok öyle bir şey. Amma velakin,ilk defa yaşadığım deneyimle birlikte şunu söyleyebilirim ki; ayrılık el sıkışarak dostça olmuşsa arada kavga, aldatma vs olmamışsa yolda sokakta cafede gözgöze gelindiğinde bir selam çakmanın hiç bir zararı yok. Hatta bünyeye faydalı bile. Demek ki onu affetmişsin, ona karşı bir kırgınlığın kalmamış.. Bunu ben başarabildiysem bir çok kişi başarabilir. E hadi deneyin:)

Not: Yalnız zor olan onu yeni sevgilisiyle el ele gördüğünde bu selamı verebilmektir, eh bu da oldukça yüksel level gerektirir. Yine de bu tarz deneyim yaşamamanız dileğiyle.. Bu görüntü bünyeye hafiften acı verebilir her ne kadar onu affettiysen de:)

9 Mart 2009 Pazartesi

Bekledim de gelmedin..

Canım dostum, Pazar seni seni nasıl beklediğimi bir görebilseydin kesin halime acır ne yapar ne eder gelirdin. Paso camdan yola baktım, Anıl'ı oyalamak için bir sürü oyuncak, çikolata kağıt kalem çıkardım. Kahve fincanlarını ayarladım. Bu hafta da görüşemeyeceğiz, Eh kısmet diyelim. Özledim seni...

3 Mart 2009 Salı

Slumdog Millionaire



Konusu Hindistan'da geçen ve orada çekilen film Mumbai'in fakir mahallesi Dharavi'den genç bir adamın Kaun Banega Crorepati (Kim Beş Yüz Bin İster? programının Hint versiyonu) adlı yarışma programına katılması ve insanların sınırı aşan beklentileri, yarışma programı sunucusunun ve polisin şüphelenmeleri hakkındadır.

Kaynak Vikipedi..

Dün izlediğim bu filmin etkisinden hala kurtulamadım. 8 dalda aldıkları Oskar helal olsun:)
En küçük Jamal karakterine bayıldım. Hindistandaki o sokak çekimleri kaçma sahneleri müthişti. Mutlaka izlemelisiniz...