26 Şubat 2009 Perşembe

Artık Bir Eğitim Gönüllüsüyüm...








Nihayet artık bir eğitim gönüllüsüyüm. Bu hafta ikinci dersimi vereceğim. Eğitim gönüllüleri ile ilgili bilgi aktarmam gerekirse vikipedide şöyle bir bilgi yer almakta:

''Türkiye'de devlet tarafından verilen temel eğitime katkıda bulunmak amacıyla faaliyet gösteren sivil toplum örgütüdür.

23 Ocak 1995 tarihinde Suna Kıraç'ın öncülüğünde faaliyetlerine başlamıştır. Vakfın geliştirdiği özgün bir modele göre oluşturulan eğitim ortamlarına kendi isteği ile gelen 7-16 yaş arası çocukların gönüllüller tarafından eğitilmesini sağlar. Eğitim parkı, öğrenim birimi, gezici öğrenim birimi şeklinde adlandrılan eğitim ortamlarında çocuklara kendini ifade etme, çevre ile iletişim kurma, bilgisayar ile tanışma olanakları sunulmaktadır.''


İlk dersim çok heyecanlı geçti, ama tek başına olmadığım için şanslıydım. Bilgisayar eğitimi veriyorum 5. sınıflara, Şenay adında bir eğitim gönüllüsü arkadaşımla. O bu konuda benden çok daha deneyimli. Ama ben de uzun yıllar bu görevi sürdürmeyi ve çocuklara elimden geldiğince bildiklerimi aktarmayı istiyorum..

Çocuklarımla ilgili bilgileri diğer haftalarda vermeye başlayacağım:)

21 Şubat 2009 Cumartesi

İyilik yapsam mı yapmasam mı:)

Geçenlerde tam otobüse biniyorum 16 yaşlarında erkek lise öğrencisi '' Pardon abla ben ogrenci parası versem kentkartınızı kullanabilir miyim dedi''. Hadi dedim öğrenci milleti sevaptır iyilik yapalım sabah sabah
tamam dedim, bindik otobüse. Sonra bir baktım çocuk beni tanımamazlıktan gelerek arkaya koltuklara doğru ilerledi. Ben de peşinden tabi.. Sonra arka koltuğa oturdu telefonuyla konuşuyormuş gibi yaptı. Biraz bekledim baktım hiç oralı değil. Yanına gittim yüzüne baktım sonra elindeki 1 lirayı bana uzattı.

Bu yaptığının çok yanlış olduğunu insanların iyiniyetlerini kötüye kulllanmaması gerektiğini vs söyledim.

Üzüldüm böyle bir duruma, yani gencecik eli yüzü düzgün bir öğrencinin bu tarz dolandırıcılık rollerine girmesi..

Bana -abla benim param yok kentkartını kullanabilir miyim -diye sorsaydı tamam eyvallah ama parasını vereyim diyip kaybolmaya çalışması( hoş hangi akla hizmet otobüste kaybolmaya çalışıyor) çok yanlış..

Sanırım bu ilk olayı değil bu hep yapıyor, kimse sesini çıkarmıyor ya da çıkaramıyor.

Umarım benim uyarımla bir ders almıştır...

19 Şubat 2009 Perşembe

Sokak çöp mü?



Belediye otobüsünün içinde üniversiteli oldukları konuşmalarından ve ellerindeki kitaplardan belli olan öğrenci toplulukları muhabbet etmekteydi. Kapının oraya konuçlanan gençlerden biri kapı açıldığı anda elindeki boş ped şişesini sokağa fırlattı..( 2007 yazı)

Ben tabi beynimden vurulmuşa döndüm bu manzara karşısında. İzmir gibi bir yerde, üniversite öğrencisi olan bu şahsiyet nası olur da böyle davranabilir??

Ya da elindeki çöpü yere atanlar ya da arabasındayken camı açıp çöpü yola atanlar...

Sokak çöp mü?

Eğitim şart da kazık kadar üniversite öğrencisi bile bunu yapıyorsa...

Yazık...

Duyduğum bir anektotu anlatmak istiyorum. İsveç'te böyle anlattığım bir şeyin yaşanması çok az bir ihtimal.

Bizim Türk'lerden biri İsveç'te sokakta yürürken sigara paketini açmış ve jelatinini yere atmış. Bunu gören yaşlı bir teyze ''Beyfendi beyfendi!'' diye arkasından seslenmiş. Bizim Türk dönüp baktığında teyze adamın yere attığı jelatini adama uzatıp ''Bunu düşürdünüz.'' demiş...

Daha kaç yılın geçmesi gerekiyor ya da nasıl bir eğitim gerekiyor bu temizlik için, derli toplu temiz bir ülke olabilmek için. Yurtdışından gelen misafirlerimiz dışardaki çöpleri görünce şaşırıyorlar. Tuhaf geliyor onlara. Bize ise alıştığımızdan mıdır nedir gözümüze batmıyor, olağan geliyor.

Etrafınıza bakın her yer çöp...

17 Şubat 2009 Salı

Sevgililer gününden:)

Sevgililer gününde hiç de yalnız değildim, super eglenceli atraksiyonlu sosyallesmeli heyecanli foto cekilmeli bir gündü. Emeği geçen herkese teşekkürler:)

13 Şubat 2009 Cuma

Bırak gitsin...



İlişkiler başlar , biter. Bu hayatın bir parçasıdır.Başladığına inandığımız gibi bitmesini de hazmetmek kabullenmek gerekir. Bir de anlaşarak arada kavga, ihanet olmadan ayrılık yaşanmış ise unutmak daha kolay olur. İçinde öfke biriktirmediğin için de ayrılık sürecini daha rahat yaşarsın.

Fakat sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyem asla onunla ilgili sanal da olsa haber alabileceğiniz yerleri ziyaret etmemeniz. Hayır ben öyle bir hata yaptım da ordan biliyorum.:)

Saçma sapan yazılarını görürsünüz bazı yazılarının ucu size de dokunmuştur. O ne güzel anlaşarak ayrıldığım eski sevgilim diye hitap ettiğiniz adam, salak gerizekalı gibi sıfatlar almaya başlar. Bu da içinizde bir öfke oluşturur ve ayrılığı kabulllenme ve atlatma sürecini geriye çeker. Bırakın o bıraktığınız gibi kalsın aklınızda , yüreğinizde..

Bırak gitsin sonsuzluğa, hiç geriye ardına bakma.. Sanal da olsa gerçekte olsa herhangi bir bağlantıya geçme bile.. Bazen bir sohbet esnasında adı dilinin ucuna gelse bile vazgeç.. Bunu yaptığında bir bakmışsın gün gelmiş artık hiç aklına bile gelmiyor.. Böyle yaparak hayatına yeni insanları sokabilirsin.( Gelsin yeni manitalar yeni aşklar:))

Hissettiğim şu:

Nazım Hikmet'in şiirindeki gibi '' Şimdi sen de artık herkes gibisin''...

12 Şubat 2009 Perşembe

Eskiden..



Tamam 80ler ve 90'ların müzik ve giyim tarzından nefret ediyorum bir daha moda olmamasını diliyorum da o dönemi bana hatırlatan bell bagler vardı hatırlarsanız..
Ne rahattı yahu. Şu an pazarda satış yapanlar takıyor:) Bir daha moda olur mu belli olmaz, dönüp dolaşıp aynı şeyler moda olmuyor mu...

5 Şubat 2009 Perşembe

Affetmek...




Hayatımıza düşüncelerimizle yön verdiğimize ve düşünceler doğrultusunda bizi mutlu eden ya da bizi hasta eden şeylerle karşılaştığımıza inanıyorum. Hayatımda çok önemli yere sahip olan Louise Hay 'in '' Düşünce Gücüyle Tedavi'' kitabında bununla ilgili çok güzel örneklemeler de mevcut.

Sevdiklerimizin ihanetine uğrarız, ya da sözleri davranışları karşısında kırılırız, üzülürüz. ve belkide kavgayla ilişkimizi sonlandırırız. Onu affetmediğimiz için içimizde hep kin, nefret, intikam alma gibi duygular barındırarak yaşamaya devam ederiz. Bu duygular bizi her geçen gün daha da yaralar.Bu yüzden yine bu tarz insanları hayatımıza çekeriz.

Oysa ki o kişiyi/kişileri affetsek çok şey değişebilir hayatımızda..

Kitapta çok hoşuma giden bir düşünceyi alıntı yapmak istiyorum.

Tekrar etmemiz gereken cümle şu: İstediğim kişi olmadığın için seni affediyorum ve seni evrene doğru sonsuzluğa uğurluyorum.

(Kaybol:) Yok bu benim eklemem.)

Affetmek bize yapılan davranışlara katlanmak değil, affetmek bunu bize yapan kişileri hayatımızdan çıkarmak ve sonsuzluğa uğurlamak.. İçimizde kin nefret barındırmadan..

Bunu yaptım, yapıyorum da , oldukça etkili. Denemeye çalışmak bile bir aşama...

Hadi kolay gele:)

1970'li yıllar...



Anne babamın gençlik yılları.. Yaşamayı çok çok ama çok istediğim yıllar. Gerek kıyafetleri gerekse müzikleri ve düşünce tarzları tam benlik..

İspanyol paça pantalonlar çiçekli renkli bluzlar giymek apartman topuklu ayakkabılarla dolaşmak istiyorum mesela bu yaz.Tekrar moda olur mu ki acep:)
Kulağımda Led Zeppelin şarkıları, beynim beni sınırlayan düşüncelerden ırak, özgürüm doyasıya..

1 Şubat 2009 Pazar

Huzur...



Huzur..
Hayatımda sağlıktan sonra en değerli şey olduğunu geçtiğimiz yıl bir kez daha anladığım duygu, hissiyat..

Hayatıma tekrar geri dönen huzura da hoşgeldin diyorum...

Derin derin nefes alabilmek, paranoyalardan uzak bir hayat sürebilmek ne güzelmiş. Özlemişim..

Hayatımıza mutsuzluk getirecek, bizi üzecek insanlardan uzak, bu hayatı daha güzel yaşamınızı sağlayacak huzur katacak kişilerle karşılaşmamız dileğiyle..

Welcome 2009



Biraz geç bir karşılama oldu ama idare edilebilir nedenlerim var diyebilirim:)

2008 hayatımı etkileyecek kararlar vererek geçti. Verdiğim kararlardan hep emin oldum ve doğruluğuna inandım. Çok mutsuz günlerim oldu ama hepsi geride kaldı...

2009'dan herkes gibi ben de umutluyum. Çok mutlu olabileceğim güzel kararlar vererek geçsin istiyorum. Tabi sağlık ve huzur eşliğinde...