29 Ekim 2008 Çarşamba

Canım Atam Diyor ki:



''Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım. ''

Mustafa Kemal Atatürk

Depresyonu Alt Etmek İçin Meditasyon



1- Bağdaş kurarak rahat bir şekilde oturun.
2- Kollarınızı önünüzde, düz olarak uzatın, dirsekleriniz düz ve kollarınız yere paralel olsun.
3- Ellerinizin üst yüzünü birbirine birleştirin, tüm parmak eklemleriniz birbirine değsin ve baş parmaklarınız aşağı baksın.
4- Gözlerinizi onda bir oranında açık kalıncaya dek kapatın, içeri sadece çok az ışık girsin. Burnunuzun ucuna doğru bakın.
5- Çok derin bir nefes alın ve nefes verirken monoton bir tarzda '' Wah -Hey-Gur-Hoo'' seslerini tekrarlayın. ( Bu bu seslerin fonetik olarak hecelenmesidir. BU seslerin yaklaşık olarak çevirisi Tanrı sözcüklerin ötesinde sözcüklerle anlatılamayacak kadar büyüktür.)
6- Bunu bir nefeste, olabildiği kadar çok sayıda tekrarlayın, bu sözcükleri her nefeste on altı kez söyleyene dek çalışmaya devam edin.
7- Bu meditasyonu en az üç dakika kadar yapın, fakat bunu on bir dakika boyunca yapabilene dek günde bir dakika arttırmayı hedefleyin.

Etkileri: Gözlerinizi bu şekilde dikerek bakmak son derece rahatlatıcıdır. Sesleri tekrarlamak ise akupunktura benzer bir etki yapar. Akupunkturda bazı sinir demetlerini iğnelerle uyarırsınız ve böylece bedenin diğer bölgelerinde değişiklik yaratırsınız.

Kaynak: İnsanın Sekiz Yeteneği - Gurmukh Kaur Khalsa ve Cathryn Michon

28 Ekim 2008 Salı

Zihinsel Karışıklık ve Depresyondan Kurtulmak İçin Meditasyon



1- Bağdaş kurarak, sessizce yere oturun.
2- Kollarınızı sanki kanat gibi yanlara açın, avuç içleri açık ve yere doğru baksın.
3- Bileklerinizi ve ellerinizi, sanki havada şiddetle uçuyormuşsunuz gibi hızla sallamaya başlayın.
4- Kollarınız hafifçe omuzlarınızdan hareket edebilir, fakat hareket bileklerdedir.
5- Uzun ve derin nefesler alıp verin.
6- Bu hareketi üç dakika boyunca yapın.

Etkileri: Bu hareket her ne kadar kolay gözükse de bir süre sonra yorucu ve acı verici duruma gelir. Özellikle 40 gün boyunca her gün yapmayı deneyin..Depresyon ve zihinsel karışıklığın hafiflediğini göreceksiniz...

Kaynak: İnsanın Sekiz Yeteneği - Gurmukh Kaur Khalsa ve Cathryn Michon

21 Ekim 2008 Salı

Salsa...



Dün arkadaşım Hande ile buluştuk. Kendisi 2006'da gittiğim kurstan arkadaşım. Balık burcu ve çok pozitif sürekli gülümsüyor hayata ve çevresine... Onunla çok güzel diyalog kurabiliyoruz . Bazen hiç durmadan saatlerce konuşabiliyoruz. Önce yemek yedik sonra türk kahvelerimizi içip fallara baktık. Onun salsa dans gecesi vardı Kordon'da bir barda. Oraya gidecekti beni de davet etti. Bugüne kadar salsaya hiç ilgim olmadı. Önce -yok gelmeyim eve gideyim- dedim ama sonradan -saat daha erken bir bakar eve dönerim- diyip gitmeye karar verdim. İyi de öyle yapmışım. İki saat kadar salsa gecesindeydim.

Orada gösterilere katılan profösyonel dansçılar da vardı, onları izlemek bile büyüleyiciydi. O kadar güzel dans ediyorlardı ve dans ederlerden o kadar mutlulardı ki , ben de dans etmek istedim salsa hakkında hiç ama hiç bilgim yokken. Hatta ilk dansımı da ettim. Kötüydüm ama çok zevk aldım. Partnerimin ayağına bassam da dönüşleri biraz yapabildim ve de çok zevkliydi. Belki salsa kursuna bile başlayabilirim.

Dans insanı tüm stresinden arındırıyor ve mutlu ediyor.. Herkese tavsiye ederim. En azından önyargılı olmadan denemekte fayda var.. Belki çok iyi salsa dansçısı olabilirsiniz:)

Filmin Sonunu İzleme Kararlılığı...



Hayatın ,yaşamanın tanımını bazen düşünürüz kendimizle baş başa kaldığımızda. Dün belediye otobüsünde aklıma gelen tanım şu oldu. Hayatımla ilgili hissettiğim duyguyu şöyle bir örnekle açıklamam mümkün.

Bir film izlemeye başlıyorum, bu film uzun zamandır izlemek istediğim bir film. Belli bir süre sonra film çekiciliğini yitiriyor, sıkıcı gelmeye başlıyor ve bu da uykumu getiriyor. Uyumakla uyumamak arasında gidip geliyorum. Gözlerim kapanıyor.. Ama filmin sonunu da çok merak ediyorum. Tam gözlerim iyice kapanacakken uzandığım yerden doğruluyorum ve filmin sonunu görmek için uykuya direniyorum.

Hayatımda yapmak istediğim şeylerin listesi var öncelik sıralarına göre konumlandırılmış. Bu şeyler için acaba hiç olmayacak mı umutsuzluğuna düştüğüm zamanlar oluyor. Ama bunları yaşamadan ölmek de istemiyorum. Bu yüzden filmin sonunu her türlü engele karşı izlemeye karar veriyorum.

18 Ekim 2008 Cumartesi

Merkür Geri Hareketini Tamamladı..

Nihayet yaklaşık üç haftalık Merkür'ün geri hareket süreci sona erdi. Artık iletişim ilişkiler, ortaklıklar ve anlaşmalar konusunda bizi daha olumlu koşullar bekliyor. Umarım her şey umduğumuz gibi sonuçlanır...

14 Ekim 2008 Salı

Bu Gece Dolunayı İzleyelim...



Bu gece gökyüzünde dolunayı göreceğiz. Bugün ve daha sonrasında Merkür'ün de ayın 18'in de geri hareketini bitirmesiyle daha önceki çabalarımızın karşılığını alacağımız , kararlarımızı uygulayacağımız ve de ilişkiler, ortaklıklar anlamında değişikliklerin meydana geleceği günlere artık çok yakınız.

Aldığımız kararların bizim için en doğrusu, geleceğimiz için pişmanlık duyurmayan kararlar olması ve bizi mutluluğa taşıması dileğiyle...

13 Ekim 2008 Pazartesi

Hayat Nedir?



Eski zamanlarda Hint Imparatoru, satranc oyununu yaninda bir mektup ile hediye olarak Pers İmparatoruna gondermistir. Mektubunda oyunla ilgili hic bir aciklama yapmazken soyle bir mesaj yazmistir;

'Kim daha cok dusunuyor , Kim daha iyi biliyor, Kim daha ileriyi goruyorsa O kazanir. Iste hayat budur...'

Pers Imparatoru donemin en alim veziri olan Buzur Mehir ile bu mesaji paylasarak, ondan oyunu cozmesi ve kendisinin de karsilik olarak Hint Imparatoruna hediye edilmek uzere baska bir oyun icat etmesini ister.

Vezir haftalarca calistiktan sonra gonderilen satrancin her tas hareketini ve oyunu cozer daha sonra da on gunde tavlayi icad eder ve imparatora sunar.

Pers imparatorunun basveziri Buzur Mehir tarafindan 1400 yil once tasarlanan tavla oyunu; dunyanin en populer oyunlarindan biridir.

Zaman kavramindan alinan ilhamla tasarlanan oyunun zamana boylesine direnmesi son derece etkileyici. Senenin birligi olarak tavla bir tanedir. 4 kosesi 4 mevsimi, tavlanin icindeki karsilikli 6'sar hane 12 ayi, pullarin toplami ayin 30 gununu, siyah-beyaz pullar gece ve gunduzu, karsilikli 12'ser hane gunun 24 saatini simgeler ..

Hint Imparatoruna satranca karşılık olmak üzere tasarlanan tavla oyunuyla birlikte gonderilmek uzere soyle bir mesaj hazirlanir :

'Evet, Kim daha cok dusunuyor, Kim daha iyi biliyor, Kim daha ileriyi goruyorsa O kazanir.
AMA BIRAZ DA SANS GEREKİR.
İste hayat budur...'

SANS SiZDEN YANA OLSUN.......

11 Ekim 2008 Cumartesi

Her Şeyi Oluruna Bırakmak...



Her şeyi oluruna bırakmak... Direkt fatalizmle ilgili bir cümle. Hatta bir çok çevreye göre saçma sapan bir düşünce. Hiç bir şeyi planlamadan , bir şeyler için çabalamadan nasıl istediklerini elde edeceksin, oturup bekleyerek mi? Elbette hayır.. Benim yaşadıklarımdan anladığım her ne kadar istediğin bir şeyin planını yapsan da onun için çabalasan da eğer olacaksa zaten hiç beklemediğin bir zamanda gerçekleşmiş oluyor ve olmayacaksa da istediğini yap onu yaşayamıyorsun...

Dün bunun örneğini yaşadım. Günler önceden cuma gecemi doldurmaya çalıştım ama herkesin işi çıktı, yanımda olacak bir kişi dahi bulamadım, çevremdeki onca kişiye rağmen...

Plan yok, dün ve yarın yok. Biliyorum ki sadece bugün var.. Bu an ,nefes aldığım şu an, yazı yazdığım bu an var.. Gerisi görsel bir şölen, hayatın bana oynadığı bir oyun ya da gördüğüm bir rüya.. Hepsi geçici, kalıcı olan şu an...

Kızlarağası'nda Kahve Keyfi...



Çok uzun zaman olmuş Kızlarağası'na gitmeyeli hele ki bir kahve içmeyeli..
Ortam otantikti, kahve ve yanında verilen lokum harikaydı.. Tek eksik iki çift muhabbet edecek kişininin yanımda olmamasıydı. Bu da böyle bir gündü...
İstediğiniz zaman yanınızda dostlarınız, sevgiliniz her kimi istiyorsanız olması dileğiyle...

9 Ekim 2008 Perşembe

Zeka Testi( Eğlenceli)



Bugün bir zeka testi( oyunu da denilebilir) edindim, oldukça eğlenceli.
Adresi şu şekil:
http://flashfabrica.com/f_learning/brain/brain.html
O kadar kastım beyin yaşım en fazla 40 çıktı:)

6 Ekim 2008 Pazartesi

Anı Yaşama Özgürlüğü ( Passing Show)


''İlk din öğretmenlerinden biri dikkatini babasının içtiği sigara markası olan Passing Show'a çekmiş ve meditasyona bütün hayatını geçmekte olan bir şov, bütün nesneleri ,deneyimleri, arzuları taşıyan bir nehir gibi düşünerek başlamasını söylemişti.... Her şey geçicidir diye hatırlattı kendi kendine, bütün hayatı ve bütün deneyimleri tren penceresinden görünen manzara gibi kesin ve geri dönüşü olmayan bir şekilde akıp gidiyordu.''
''Yalnızca şu anda yaşamamız gerekli. Dün ve yarın yok. Geçmiş hatıralar, gelecek özlemler yalnızca memnuniyetsizlik yaratır. Zihinsel sukunete giden yol şu anı gözlemekte ve farkındalığımızdan oluşan nehirde rahatsız edilmeden akıp gitmesine izin vermekte yatar''..
Bugünü Yaşama Arzusu Irvin Yalom

Hayatı passing show olarak yaşayabilmek belki mutluluğa giden yola doğru yönelmekte başarılı olabilir. Denemeye değer , hele ki başarılı olunursa sonuç da bir o kadar güzel olur..

5 Ekim 2008 Pazar

Sonbahar..


Sonbahar en sevdiğim ayı barındıran, doğum günümün olduğu mevsim.
Duygularımın değiştiği, daha fazla hassaslaştığım, duygusallaştığım ,şaşırdığım ,sorguladığım ,
korkularımın arttığı, sevincimi mutluluğumu çoşkuyla yaşadığım mevsim...
Güzel şeyler olacağını hissettiren Ekim ayı hoşgeldin:) Bu duygu silsilesi içinde bana çok şey katacak değerlerle büyüdüğümü ve hayata daha esnek bakmaya başladığımı öğreniyorum..
Bunun için karşıma çıkarılan insanlar için teşekkür ediyorum...

3 Ekim 2008 Cuma

Aziz Nesin'ce Aşk...

Kız sen delirdin mi ? Surnameye de ve de hepsine boş ver. Dolu dolu yaşa. Madem ki bir aşkın var, tadını çıkar... Sanki ayıp bir şeymiş de utanıyormuşsun gibi yazmışsın bana.... Her şeye boşver ve aşkı yaşa... İlle de büyük aşk olması gerekmez.. Yaşanan her aşk büyüktür. Yeter ki tadını çıkarmasını bil... Çok büyük umutlar bağlama, yarını hiç düşünmeden, günü gününe sev, sevinin tadını çıkar... Sevide geleceği düşünürsen aşkı bombok edersin... Sakınnn haaa. Sonsuz monsuz diye herifin başını yeme... Her şeye boş ver.. Öylesine sev ki, sevdiğin erkeği bile umursama, salt kendin için sev, bencilce yaşa aşkı, bütün maddesiyle...Yaşamdan elinde kala kala salt yaşadığın seviler kalır sonunda.. Ne surmane, ne eczacılık, ne şu, ne de bu.. Bütün onlar aşkı yaşamak için gerekli olan – ne yazık ki gerekli olan – gereçlerdir. Asolan aşktır yaşamda... Dolu dolu, dolu dizgin, zil zurna, saniye saniye aşkı yaşayarak sev.. İki yıl, üç yıl sürecek diye umutlanıp enayilik etme. İster sürer, ister sürmez.. Sen o anı yaşa yeter ki...Yitirdiğin zaman yaşadıklarını kazanmış olacaksın.. Sonunda elbet yitireceksin ama yitireceğini hiç düşünme.. Çünkü aynı zamanda kazanmışsındır da... Anılar kazanıyorsundur daha ne...İç o zaman , sarhoş ol.. Yüce yüce şeyler düşünme severken... Seviyi berbat edersin, çünkü sevinin kendisinden daha yüce bir şey olamaz..Aferin sana seviyorsan seviliyorsan... Sakın kuşkulara kapılma..Herifi didikleme, yiyip bitirme.. Türk kadınları genellikle bir beladır çünkü.. Batsı gelenekleri, görenekleri öyle...Sakın bu aptallığı yapma... Severken yirmi yıl sonrasını değl, yirmi dakika sonrasını bile düşünme.. Sevinin içine edersin.. An an yaşa, derin derin hem de... Aferin sana. Çok
sevindimm. İşe güce boşver..
Artık sana ne surnameyi ne de başka şeyi soruyorum.. Keyfince yaşa, sev...Sevildikçe sev, tastamam boşver ve o zaman o güzelim yalnızlığına sarıl.. O yalnızlık ki bütün sevilerden daha güzeldir ve sonunda onun koynuna girmek için kendi kendimizi sararız.. O zamanda hiç üzülmeyeceksin.. Çünkü nasıl olsa sığınacak biryalnızlığımız var.. Günün birinde anamız bile bizi bırakır gider ama o yalnızlığımız, bizyaşadıkça bizi hiç bırakmaz. Severken bunları düşünme, lütfen yarınsız sev ki , sevinin tadını çıkarasın...

AZİZ NESİN / YARIM KALMIŞ ÖYKÜLER

Beklentiler


Beklentiler... Belki de mutluluğa giden yoldaki en büyük engellerden biri.. Birinden bir şey beklemek ve olmaması halinde oluşan hayal kırıklığı ve sonunda mutsuzluk..
Beklentileri çıkarabilirsek hayatımızdan yani bunu başarabilirsek - ki başarması çok zor- hayat daha bir çekilesi hale gelebilir belki..
Hiç beklemediğimiz anda sevdiğimizden çiçek almak, hediye almak ya da güzel sözler duymak, evililik teklifi almak gibi gibi...
Hiç beklemeden bunlara kavuşmanın mutluluğu anlatılamaz sanırım..
Bu aslında olmasını isteyip de beklenti durumuna dönüştürmediğimiz şeylerin hayata geçebilmesi için de sanırım yürekten istemek ve karşımızdakine aşkı ,sevgiyi yüreğimizi vermek gerekir..
En büyük ve yüce duygu sevgidir..O bize bu hayatta en güzelini verir ve en iyisini karşımıza çıkarır...
Beklentileri rafa kaldırmak ya da en aza indirmek ve doyasıya sevgiyi yaşamak dileğiyle...